YEREL
Giriş Tarihi : 15-11-2021 13:10   Güncelleme : 15-11-2021 13:10

Burun ameliyatında morluk ve şişlikler bu teknikle azalacak

Burun ameliyatlarında yeni teknik olan ‘Piezo Yöntemi’ ile geleneksel ameliyatlarda kullanılan kesici ve kırıcı aletler, yerini ultrasonik dalgalara bıraktı.

Burun ameliyatında morluk ve şişlikler bu teknikle azalacak

Burun ameliyatlarında yeni teknik olan ‘Piezo Yöntemi' ile geleneksel ameliyatlarda kullanılan kesici ve kırıcı aletler, yerini ultrasonik dalgalara bıraktı. Konuyla ilgili bilgi veren Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ali Fuat Varlı, “Piezo yöntemiyle yapılan ameliyatlarda, burun içinde ve yüzde morluk ile şişlik oluşma ihtimali azalır” dedi.


Estetik sektöründe en çok talep edilenlerin arasında ilk sırada yer alan burun ameliyatlarında yeni yöntem olan piezo yöntemi ile kırıcı ve kesici aletlerin yerine dokulara zarar vermeden sadece kemiğe şekil veren ultrasonik ses dalgaları kullanılıyor. Özel Adatıp Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ali Fuat Varlı ise yeni teknik olan yöntem hakkında detaylı bilgiler verdi. Varlı, piezo yöntemi ile gerçekleşen ameliyatlarda burun içinde ve yüzde morluk ile şişlik oluşma ihtimalinin az olduğunu aktardı.



Elektrik akımı ultrasonik ses dalgalarına çevrilerek hasta ameliyat olur


Özel Adatıp Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ali Fuat Varlı, “Piezo yöntemiyle yapılan rinoplasti ameliyatlarında elektrik akımı ultrasonik ses dalgalarına çevrilir. Bu ses dalgalarıyla burun kemiği kırılmadan, dokulara zarar verilmeden hasta ameliyat olur. Piezo yöntemiyle yapılan ameliyatlarda, operasyon sonrasında burun içinde ve yüzde morluk ve şişlik oluşma ihtimali azalır. Bu yöntemle yapılan rinoplasti ameliyatlarında amaç burnu estetik ve işlevsel açıdan daha iyi hale getirirken, hastaya daha avantajlı bir ameliyat sonrası dönem sunmaktır. Rinoplasti genellikle 18 - 40 yaş arasındaki genç erişkinler tarafından talep edilen, 60'lı yaşlara kadar başarı ile uygulanabilecek bir ameliyattır. Burun estetiğinde iki ana cerrahi yaklaşım mevcuttur. Kapalı (endonazal) ve açık (eksternal) yaklaşım. Kapalı yaklaşımda tüm cilt kesileri burun içinden yapıldığı için ciltte yara izi oluşmaz. Açık yaklaşım; getirdiği avantajlar, geniş görüş ve geniş çalışma alanı sağlaması nedeniyle popüler bir yaklaşım olmuştur. Bu yaklaşımda burun deliklerinin ortasındaki cildin en dar yerine ‘V' şeklinde kesi yapılır. Gözle görülür bir iz bırakmayan bu yöntem doktorların çoğunluğu tarafından tercih edilmektedir. Deneyimli cerrahlar tarafından yapılan kapalı yaklaşım ile iyi sonuçlar alınmaktadır. Ayrıca son yıllarda rinoplastinin popülerliği arttıkça yapılan çalışmalar ve cerrahi deneyimler gösterdi ki kapalı ameliyatların tek avantajı ciltte kesi izi olmaması değildir. Cilt altında bağ dokuları, lenf akımını ve kıkırdak zarlarını koruyucu etkisi de önemlidir. Aynı zamanda göreceli olarak hızlı iyileşme, az morluk ve şişlik oluşması da avantajları arasında sayılabilir. Sonuç olarak hangi yaklaşımın tercih edileceği tamamen cerrah ve burundaki problemlerin hangi yöntemle daha etkili çözülebileceği ile ilgili olup her iki yöntem de hasta açısından ciddi bir olumsuzluğa neden olmaz; ancak piezo yöntemi sadece açık ameliyatlarda yapılabilmektedir” dedi.



Rinoplasti zor bir ameliyattır, tecrübe ve bilgi gerektirir


Varlı, rinoplastinin yüz estetik ameliyatları arasında en sık uygulanan operasyon haline geldiğini belirterek, “Her yüzün kendine ait benzersiz karakteristik özelliklere sahip olması ve burnun üç boyutlu yapısı nedeniyle rinoplasti zor bir ameliyattır, tecrübe ve bilgi gerektirir. Burnun fonksiyonunu korurken, şeklini düzeltebilmek yıllar boyunca oluşan bilgi ve tecrübe ile mümkündür. Cerrahın titiz ve hastasına ilgili olması başarıyı arttıran faktörlerdendir. İyi bir muayene ile sorunların saptanması gerekir. Örneğin; hastanın kıkırdak ve kemik yapısı belirlenmeli ve cilt yapısının ameliyat sonrası iyileşmeye etkisi hakkında hasta bilgilendirilmelidir. Rinoplasti de hasta için amaç daha güzel bir burun elde etmektir ancak sonuç her zaman kusursuz olmayabilir. Gerçekçi hasta-hekim ilişkisinde bunun bilinmesi önemlidir. Kusursuz sonuç vaadinde bulunan bir hekim de, iyi sonuçların kesinlikle mümkün olmadığını ifade eden bir hekim de aynı oranda gerçeklikten uzaktır” diye konuştu.