YEREL
Giriş Tarihi : 16-07-2021 14:53   Güncelleme : 16-07-2021 14:53

Casusluk iddiasıyla tutuklanan Ürdün vatandaşından itiraf gibi savunma

BAE için çalıştığı tespit edilince Sakarya’da yakalanıp tutuklanan Ürdün vatandaşı Ahmet Mahmoud Ayesh Al Astal, yargılandığı davada Türkiye’de gazetecilik yaptığını iddia etti.

Casusluk iddiasıyla tutuklanan Ürdün vatandaşından itiraf gibi savunma

BAE için çalıştığı tespit edilince Sakarya'da yakalanıp tutuklanan Ürdün vatandaşı Ahmet Mahmoud Ayesh Al Astal, yargılandığı davada Türkiye'de gazetecilik yaptığını iddia etti. Casusluk iddialarını reddeden Astal, “Abuali, 'Medya kuruluşunda çalışan, Müslüman kardeşlerin numaralarını bana bildir' dedi ama ben bunu yapmadım” dedi.


Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) için casusluk yaptığı iddia edilen Ürdün vatandaşı Ahmed Mahmoud Ayesh Al Astal “Siyasal veya askeri casusluk" ve "Gizli kalması gereken bilgileri açıklama" suçunu işlediği belirlenmesi neticesinde Sakarya'da yakalanıp tutuklandı. Astal hakkında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 159 sayfalık iddianamede "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama" suçu ile "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme" suçundan toplam 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istenilmişti. BAE için çalıştığı casusluk yaptığı öne sürülen Astal, ikinci kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya sanık Astal cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katılırken sanık avukatları duruşma salonunda hazır bulundu.



Türkiye'ye geldiğinde bir medya kuruluşunda işe başlamış


Duruşmadaki savunmasında Türkiye'de gazetecilik yaptığını iddia eden Astal, “BAE'de olan aslen Sudanlı sonrasında BAE'de vatandaşlık alan E.A., Türkiye'de ne iş yaptığını bilmediğim A. isimli vatandaş ile irtibat kurabileceğimi ve Türkiye'deki resmi işlemler, ikametgah ve benzeri işlemler için bana yardımcı olabileceğini söyledi. Bende A.'yı aradım ve kendimi gazeteci olarak tanıttım. Oda bana T. K.'nın numarasını verdi ve ben T.K.'yı aradığımda bir medya kuruluşunda çalışıyordu. Buluştuk, Türkiye'de ikametgah izni almak istediğimi ve çalışmak istediğimi söyledim. O da medya kuruluşunda çalışırsam ikametgah izni alabileceğimi söyledi. Bende çalıştım ve 3 ay sonra bıraktım. Ben, medya kuruluşunda 2014 yılında Ocak ve Mart ayları arasında çalıştım ve sonra ayrıldım. Bu dönemde F.O. ile tanıştım ve sonrasında telefon üzerinden irtibatım devam etti. Medya kuruluşunda işe başladığımı BAE'de görevli Abuali'ye söylemiştim yani medyada çalıştığımı bildirmiştim. Abuali, 'Medya kuruluşunda çalışan Müslüman kardeşlerin numaralarını bana bildir' dedi ama ben bunu yapmadım. Medya kuruluşundan ayrıldıktan sonra F.O. vasıtasıyla kardeşlerinin Florya'daki ofislerinde 2 hafta çalıştım ve bu durumu da Abuali'ye genel bir bilgi olarak aktardım. Ancak herhangi bir haberleşme uygulamasıyla bu ofiste çalışanların bilgilerini Abuali'ye aktarmadım. Ben ikametgah iznimi ise 2015 yılında gayrimenkul aldıktan sonra aldım” dedi.



Duruşma 10 Eylül'e ertelendi


Görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın çalıştığı kurumlara müzekkere yazılmasına, o tarihlerde çalışıp çalışmadığının bilgisinin sorulmasına, T.K.'nın medya kuruluşunda hangi görevde bulunduğunun sorulmasına, sanığın 2018'den beri Türkiye'de kullandığı e-posta adresine hangi ülkelerden erişim sağlandığının tespiti için gerekli müzekkerenin yazılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Görüşünü açıklayan mahkeme heyeti sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek davayı 10 Eylül tarihine erteledi.