GÜNCEL
Giriş Tarihi : 08-07-2021 23:17   Güncelleme : 08-07-2021 23:17

Cumhurbaşkanı Erdoğan Sapanca'da kimi ziyaret etti?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 Temmuz Cuma günü Sakarya'ya yaptığı program sırasında gerçekleştirdiği bir ziyaret kamuoyuna yansımadı. Erdoğan'ın Sapanca'da partisinin İl Danışma Kurulu toplantısı sonrası gerçekleştirdiği ziyaretin bilgilerine T54 ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Sapanca'da kimi ziyaret etti?

İL DANIŞMA TOPLANTISINDAN SONRA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 Temmuz Cuma günü Sakarya gerçekleştirilen programı sırasında yaklaşık bir saat gözlerden kayboldu. Partisinin Sapanca Güral Otel'deki İl Danışma Toplantısı sonrası otelden Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca ile ayrılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mahmudiye Mahallesi'ne geçti.

 

ZAHİT KOTKU'NUN KIZI, ESAT COŞAN'IN EŞİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşinin vefatından sonra buraya yerleşen ve gözlerden uzak bir yaşam süren Nakşibendi Tarikatı Şeyhi Mehmet Zahit Kotku'nun kızı, Avustralya'da damadı Ali Yücel Uyarel'le birlikte trafik kazasında vefat eden Prof. Dr. Esat Coşan'ın eşi Hacer Coşan'ı ziyaret etti.

 

YAKLAŞIK BİR SAAT SOHBET ETTİLER

Yaklaşık bir saat Hacer Coşan ile sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra Mahmudiye Mahallesi'nden ayrıldı. Ziyaret sırasında Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca da hazır bulundu. Ziyaret sırasında bir fotoğraf çekilip çekilmediği bilinmiyor. Ancak çekildiyse bile henüz kamuoyuna yansımadı.

MEHMET ZAHİT KOTKU KİMDİR? 

Bursa Pınarbaşı’nda doğdu. Ailesi, 1880 yılında Dağıstan’ın Şeki kasabasından Anadolu’ya göç edip Bursa’ya yerleşmiştir. Mehmet Zahit annesi Sabire Hanım’ı üç yaşında iken kaybetti. Bursa’ya geldiklerinde on altı yaşlarında olan babası İbrâhim Efendi çeşitli yerlerde imamlık yaptıktan sonra 1929’da Bursa ovasındaki İzvat köyünde vefat etti. Mehmet Zahit, Oruç Bey Mahalle Mektebi’nde başladığı öğrenimini Maksem’deki idâdîde ve Bursa Sanat Mektebi’nde sürdürdü. I. Dünya Savaşı sırasında on sekiz yaşlarında askere alınarak Suriye cephesine gönderildi. Ordunun Suriye’den çekilmesinin ardından İstanbul’a döndü. Temmuz 1919’dan itibaren askerlik şubesinde yazıcı olarak askerlik görevine devam etti. Hâtıra defterindeki kayıtlardan 1922 Martında bu görevi sürdürdüğü anlaşılmaktadır.

İstanbul’da cami derslerine ve vaazlara devam eden Mehmet Zahit 1920’de, Cağaloğlu’nda bulunan Fatma Sultan Camii yanındaki Gümüşhânevî Tekkesi’ne giderek Şeyh Dağıstanlı Ömer Ziyâeddin Efendi’ye intisap etti. Seyrüsülûkünü onun vefatı üzerine postnişin olan Tekirdağlı Mustafa Feyzi Efendi’nin yanında sürdürdü. Yirmi yedi yaşında hilâfet aldı. Beyazıt, Fâtih ve Ayasofya cami ve medreselerindeki derslere devam ettiği bu yıllarda bir yandan da hâfızlığını tamamladı. Mustafa Feyzi Efendi’nin isteğiyle çeşitli kasaba ve köylerde dinî hizmetlerde bulundu.

Tekkelerin kapatılması üzerine Bursa’ya dönerek babasının imamlık yaptığı İzvat köyüne yerleşti. Babası ölünce onun görevini sürdürmeye başladı. 1946 yılına kadar köy imamlığı yaptı, ardından Üftâde Camii imamlığına tayin edildi. 1952 yılı Aralık ayında Gümüşhanevî Dergâhı’ndan arkadaşı Abdülaziz Bekkine’nin vefatı üzerine görevi onun vazife yaptığı Zeyrek’teki Ümmü Gülsüm Mescidi’ne nakledildi. Bu mescidin istimlâki söz konusu olunca Fatih İskenderpaşa Camii’ne tayin edildi (1958). Vefatına kadar bu camide görevini sürdürdü. 1979 yazında gittiği Hicaz’dan 1980 Şubatında ağır hasta olarak döndü. Ameliyat olduktan sonra hac mevsimi gelince tekrar hacca gitti. 13 Kasım 1980’de İstanbul’da vefat etti. Cenaze namazı 14 Kasım’da Süleymaniye Camii’nde kılındıktan sonra Kanûnî Sultan Süleyman Türbesi hazîresine defnedildi.

Mehmet Zahit Kotku insan eğitimini esas almış, kendini fertlerin iç dünyalarının zenginleştirilmesine adamıştı. Görev yaptığı camilerde her pazar ikindi namazının ardından Râmûzü’l-eḥâdîs̱ dersleri vermiş, cuma vaazları ve önemli günlerdeki konuşmaları yanında özel sohbetleriyle de halkı eğitmeye çalışmıştır. Vaaz ve sohbetlerinde dinî konuların yanı sıra ülkenin ekonomik, politik, kültürel ve sosyal problemleriyle ilgili görüşlerini de ifade etmiş, bu tavrıyla bilhassa üniversite öğrencileri üzerinde etkili olmuştur. Eğitim ve yardımlaşma amaçlı bazı vakıflar onun tavsiyesi üzerine kurulmuş, ayrıca birçok hayır kurumunun tesisine vesile olmuştur. Ersin Gürdoğan, Görünmeyen Üniversite adlı kitabında (İstanbul 1991) Mehmet Zahit Kotku’nun dinî şahsiyetini ve sosyal yönünü incelemiştir. ( Bu bilgiler TDV İslam Ansiklopedisi'nden alınmıştır)

PROF.DR. ESAT COŞAN KİMDİR? 

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe köyünde doğdu. Babası Halil Necati Efendi, annesi Şadiye Hanım’dır. Büyük dedesi Molla Abdullah tahsilini İstanbul’da tamamlamış, Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Gümüşhânevî’ye intisap etmiş, İstanbul’da Fâtih medreselerinden icâzet alan dedesi Molla Mehmed, I. Dünya Savaşı’nda şehid olmuştur. Babası Halil Necati Efendi ailesiyle birlikte 1942 yılında İstanbul’a gelip İstanbul Müftülüğü’nde göreve başladı. Mahmut Esat ilk ve orta öğreniminden sonra girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi Bölümü’nden 1960’ta mezun oldu. Aynı yıl Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde Klasik Dinî Türkçe Metinler Kürsüsü’ne asistan olarak tayin edildi. Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri adlı teziyle 1965’te doktor, Hacı Bektâş-ı Velî: Makālât adlı çalışmasıyla 1973’te doçent, Matbaacı İbrâhîm-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiyye isimli takdim teziyle 1982’de profesör unvanını aldı. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde, 1967-1968 öğretim yılında yine Ankara’da bir özel yüksek okulda, 1977-1980 yıllarında Sakarya Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi’nde çeşitli dersler okuttu. 1987’de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Esat Coşan, henüz orta öğretim yıllarında iken babasının yanında Nakşibendî-Hâlidî şeyhlerinden Serezli Hasib Efendi ve Abdülaziz Bekkine’nin sohbetlerine katılırdı. Bekkine’nin vefatından sonra Mehmet Zâhit Kotku’ya intisap etti. 1960’ta şeyhinin kızıyla evlendi ve bu evlilikten iki kızı, bir oğlu oldu.

1977’den itibaren şeyhinin emriyle İskender Paşa Camii’nde pazar günleri Gümüşhânevî’nin Râmûzü’l-ehâdîs’ini okutmaya başlayan Coşan, aynı yıllarda kış aylarında Ankara Hacı Bayrâm-ı Velî Camii’nde haftanın belli günlerinde Râmûzü’l-ehâdîs’e devam etti. Yine o yıllarda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ek hizmet binası olarak kullanılan Ulus’taki Ankara Palas Oteli’nde özellikle üniversite öğrencilerine yönelik Türk edebiyatı ve Osmanlıca seminerleri düzenledi. Devlet Planlanma Teşkilâtı’nca oluşturulan komisyonda yer aldı ve Türkiye’nin Mânevî Kalkınma Raporu’nu hazırladı. Mehmet Zâhit Kotku’nun vefatının (1980) ardından onun yapmış olduğu irşad hizmetlerini devam ettirdi. Bu maksatla oluşturduğu ders ve sohbet halkalarının yanı sıra medya alanında da faaliyet gösterdi. Bu çerçevede yayımlanmasına öncülük ettiği İslâm, Kadın ve Aile, İlim ve Sanat, Gülçocuk, Panzehir gibi haftalık ve aylık dergilerde başyazılar yazdı. Sağduyu adlı günlük gazetenin, ulusal ve uluslararası frekansta yayın yapan Akra FM radyosunun ve yerel yayın yapan Ak TV’nin kurulmasında rol aldı, buralarda periyodik konuşmalar yaptı. Çeşitli vakıf ve derneklerin oluşumuna katkı sağladı. Hakyol Eğitim Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı, İlim Kültür ve Sanat Vakfı, Sağlık Vakfı, İlim Kültür, Ahlâk ve Çevre Derneği ile Hanımlar Derneği bunlardan bazılarıdır. Hakyol Vakfı bünyesinde İstanbul’da bir hadis enstitüsü, Ankara’da da fıkıh enstitüsü kurdurdu. Ancak ülkedeki siyasal ortamın elverişsiz şartlarının faaliyetlerini engellemesi üzerine 1998’de Avustralya’ya gidip yerleşti. Burada birçok cami, kültür merkezi ve kurumların açılmasına öncülük etti. Bir cami açılışına giderken Dubbo şehri yakınlarında geçirdiği trafik kazasında damadı Ali Yücel Uyarel’le birlikte 4 Şubat 2001 tarihinde vefat etti. 8 Şubat 2001’de İstanbul’a getirilen naaşı ertesi gün Fâtih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Eyüpsultan Mezarlığı’na defnedildi. ( Bu bilgiler TDV İslam Ansiklopedisi'nden alınmıştır)