GÜNCEL
Giriş Tarihi : 08-01-2022 11:35   Güncelleme : 08-01-2022 11:35

Eğitim-Sen'den 'Sadaka zammına hayır' açıklaması

Eğitim-Sen Şube Başkanı Yücel Kaçar düzenlediği basın toplantısında memur maaş zammına tepki gösterdi ve yapılan zammı sadaka olarak niteledi.

Eğitim-Sen'den 'Sadaka zammına hayır' açıklaması
Eğitim-Sen Şube Başkanı Yücel Kaçar düzenlediği basın toplantısında memur maaş zammına tepki gösterdi ve yapılan zammı sadaka olarak niteledi.

Eğitim-Sen Şube Başkanı Yücel Kaçar düzenlediği basın toplantısında memur maaş zammına tepki gösterdi ve yapılan zammı sadaka olarak niteledi.

Kaçar'ın basın toplantısında yaptığı açıklama şöyle:

"Tek adam rejimi TÜİK’in çarpık rakamlarını maaş artışlarımızı baskılamanın bir aracı olarak kullanma politikasını ısrarla sürdürmektedir. Son olarak 3 Ocak’ta toplanan kabine toplantısından 6 milyon kamu emekçisine ve emekliye %2,5 oranında maaş artışı dayatması çıkmıştır.

Yaşadığımız gerçek enflasyon yıllık %80’i aşmıştır. Buna rağmen TÜİK verilerinde enflasyon yıllık %36,08, son altı aylık enflasyon ise %25,5 olarak gösterilmiştir. Bu çarpık verilerden hareketle, 5. Dönem “toplu sözleşme” gereği 2021’in ikinci altı aylık dönemi için maaşlarında %3 artış yapılan kamu emekçileri için %22,5 enflasyon farkı ortaya çıkmıştır. Bu durumda kamu emekçilerinin maaşlarında; TÜİK verilerine göre %22,5 olan altı aylık enflasyon farkına Ocak 2022 için %5 olan “satış sözleşmesi” artış oranını %7,5’a çekmek sureti ile artış yapılması, yani yaşanan gerçek enflasyonun yarısının bile altında kalan bir artış yapılması, %2,5’luk artışın “refah payı”

olarak gösterilmesi büyük bir aldatmacadan ibarettir. Haftalar boyunca “ek zam”, “ek zam için ek protokol” vaatleri ile oyalanan milyonlarla dalga geçercesine yapılan “sadaka zammı” dayatmasını kabul etmek mümkün değildir.

Tüm veriler 2022'nin ilk saatlerinde elektrik, doğalgaz ve akaryakıta yapılan fahiş zamların başta temel tüketim maddeleri olmak üzere tüm ürünlere yansımaya devam ettiğini dolayısıyla hayat pahalılığının önümüzdeki günlerde daha da artacağını göstermektedir. Bu koşullarda hükümetin 2022 yılı için %5 enflasyon hedefi belirlemesinin hiçbir karşılığı kalmamıştır. Nitekim Maliye Bakanı daha dün yaptığı açıklamada Temmuz ayında kamu emekçileri açısından enflasyon farkının ortaya çıkacağını itiraf etmiştir. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte milyonlarca kamu emekçisinin ve emeklisinin sefalete itilmesine karşı hayata geçireceğimiz eylem ve etkinlikler çok daha yakıcı hale gelmiştir.

Yaşanan gelişmeler ve kısa dönemde yapılacak eylem ve etkinlikler KESK’e Bağlı sendikalar tarafından değerlendirilmiş olup;

Bu çerçevede:

1- Konfederasyonumuz tarafından; hükmünü yitirmiş toplu sözleşmenin derhal yenilenmesi, maaşlarımızda yaşanan buharlaşmanın insanca yaşamaya yetecek bir ücret ile telafi edilmesi temel taleplerine yer verilen bir dizi eylem ve etkinlik gerçekleştirecektir

Tüm Kamu emekçilerini her zaman olduğu gibi bu zorlu süreçte de insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenli gelecek-güvenceli iş mücadelemizi yükseltmek üzere, birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.

"MİLLİ EĞİTİM BAKANINI ÖĞRETMENE TEPEDEN BAKIŞI NEDENİYLE KINIYORUZ"


Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in Şanlıurfa'da bir okulda okul müdürüne yönelik, “Siz ne biçim adamsınız ya? Siz ne iş yapıyorsunuz? Para istediniz de para mı vermedik? Sen nasıl bir biçimde iş yapıyorsun?” diye azarlamak aşağılamak, meslektaşları arasında onu zor duruma düşürmek son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunu kınıyoruz. Öğretmenlere tepeden bakış bu sekter anlayış böylesine bir Öğretmenlik Meslek Kanunu tasarısının ortaya çıkmasına yol açmıştır.. 

Öğretmenlik Meslek Kanunu tasarısı kapalı kapılar ardında kanunun muhatabı olan öğretmenlerinin ve sendikalarının dışında haklarını ve taleplerini dikkate almadan hazırlanmıştır. Kanun tasarısı hazırlanırken ILO, UNESCO ortak belgesi olan öğretmenliğin statüsü tavsiye kararı yok sayılmıştır.

Tasarıyı meslek kanunu tasarısı olarak geçirmeye çalışmak ekonomik hükümlerinin uygulanmasını 1 yıl sonraya bırakmak, konuya seçim vaadi olarak yaklaşıldığını açıkça göstermektedir. Anayasaya göre memurların, kamu görevlilerinin hakları ve yükümlülükleri göz ardı edilmiş, öğretmenleri ilgilendiren pek çok kararın Milli Bakanlığı’na bırakılmıştır.

Adaylık Kaldırma Sınavı’nın kaldırılması, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olarak öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarına ayrılarak öğretmenler arasında hiyerarşi yaratılmak amaçlanmaktadır.

Tasarının pek çok yerinde geçen ‘kademe ilerleme cezası almamış olmak’ gibi ifadeler sendikal örgütlenme özgürlüğünü kısıtlamak, iktidara yakın sendikalara üye olmaya yönlendirmek gibi sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Tasarıda 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması yurttaşlık haklarını, akraba ve yakınların araştırılmasında olduğu gibi suçun şahsiliği ve masumiyet karinesi gibi en temel hukuk ilkelerini ihlal etmektedir. Tasarı da bu yasanın altı çizilerek meşrulaştırılmaktadır.

Tasarıda özel okullarda çalışan öğretmenlere ilişkin herhangi bir düzenlemenin de olmaması, Tasarının yasalaşması halinde öğretmenler arasında ortaya çıkan farklı statü ve unvanlar, zaman içinde giderek belirginleşen ‘sınıfsal’ ayrışmalara, katı ve hiyerarşik çalışma ilişkilerinin oluşmasına yol açacaktır.

“ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU TASARISI DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR”

Öğretmenlik Meslek Kanunu ILO ve UNESCO ortak belgesi olan “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’na” uygun bir düzenlemeyle yeniden yapılandırılmalıdır, aksi takdirde TBMM’ye sunulan Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı’nın derhal geri çekilmelidir.

Bir meslek kanunu hazırlanacaksa ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı’ temel alınmalı, sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerin hakları ve talepleri güvence altına alınmalıdır. Bu doğrultuda çalışmalar yürütmek üzere eğitim alanında örgütlü tüm sendikaları birlikte hareket etmeye çağırıyoruz."