GÜNCEL
Giriş Tarihi : 01-01-2022 10:48   Güncelleme : 01-01-2022 10:48

Mekke'nin Fethi Atatürk Spor Salonu'ndan kutlandı

Anadolu Gençlik Derneği tarafından tüm Türkiye'de her sene gerçekleştirilen Mekke'nin Fethi programı bu sene de Adapazarı Atatürk Spor Salonu'nda gerçekleştirildi.

Mekke'nin Fethi Atatürk Spor Salonu'ndan kutlandı
Anadolu Gençlik Derneği tarafından tüm Türkiye’de her sene gerçekleştirilen Mekke’nin Fethi programı bu sene de Adapazarı Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Mekke'nin Fethi Atatürk Spor Salonu'ndan kutlandı Mekke'nin Fethi Atatürk Spor Salonu'ndan kutlandı

Programa siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve Sakarya’nın önde gelenlerinden birçok misafir katıldı.

Program saat 19.54’de Mekke’nin Fethi tanıtımı için hazırlanan video ile başladı. Başından sonuna kadar liseli gençlerin görev aldığı program izleyenler tarafından büyük beğeniyle karşılandı.

Açılış konuşmasını yapan Anadolu Gençlik Derneği Sakarya Şube Başkanı Ali Ahmet Çelik: Cenabı Allah, her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz “İnsanlığa Bir İnşirah Mekke’nin Fethi” programımızı hayırlara vesile kılsın. Bizler kardeşler topluluğuyuz. Bu salondakiler, bu salonda bulunmayanlar, 82 milyon Türkiye, 1 milyar 800 milyon tüm dünya Müslümanları ile biz bir kardeşler topluluğuyuz. Ve yine bizler, Müslüman olsun ya da olmasın tüm insanlara faydalı olmayı inancımızın gereği sayan bir topluluğuz.

ŞAPKAYI ÖNÜMÜZE KOYMA VAKTİ GELDİ

Böyle güzide bir topluluğun mensubu olan bizler bugün değerlerimizi her zamankinden daha çok temsil etmemiz gereken günlerden geçiyoruz. Bu anlamda bizler bugün tüm herkesin amasına fakatına bakmadan geniş çaplı bir özeleştiri yapması gerektiğini düşünüyoruz. İşte o zaman ki Mekke’nin Fethi Programlarımızın da bir manası olabilir. Yoksa Müslümanlar olarak yaşadığımız bu dönemde hakiki bir özeleştiri yapmadan eski fetihleri kutlamanın hiçbir manası kalmamaktadır. Fethin manasına erişebilmek için, yeni fetihlere yol almak için, gelecek nesillerimizin kalplerini fethedebilmek için artık kendimizi gerçek manada bir hesaptan geçirmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

Bugün maalesef ki İslam insanlarımız arasında konuşulan ama yaşanmayan, anlatılan ama uygulanmayan, tavsiye edilen ama uyulmayan bir yaşam tarzı haline gelmiştir. Ve ne yazık ki Müslümanlar olarak çok yönlü krizler yaşadığımız küresel çağda İslam’ın güzelliklerinin, değerlerinin hayatlarımızda yansımaları gittikçe belirsizleşmektedir.

MODERN DÜNYA’NIN İÇİNDE KAYBOLAN İNSANLIK

İnsanımız modern dünyanın buhranları içinde kaybolmaktadır. Allah’ın yasak kıldığı içki ve kumar her tür çeşidiyle rağbet görmekte, zinalar ve yasak ilişkiler çoğalmakta, ailelerde huzursuzluk ve boşanma oranları artmakta, toplumda psikolojik sorunlar ve intihar vakaları yayılmakta, teknoloji; aileler ve toplum arasındaki ilişkiyi-muhabbeti baltalamaktadır. Adalet yalnızca mahkeme duvarlarında asılı durmakta, liyakate hiçbir resmi veya sivil kurumlarımızda önem verilmemekte, iltimas ve adam kayırmacılık hak görülmekte, yolsuzluk ve rüşvet alıp başını götürmekte, zulüm normalleşmektedir.

Halbuki bugün fethini kutladığımız Mekke’nin Fatihi Efendimiz (sav) ümmetine böyle bir miras bırakmış değildir. O; müşrikler tarafından türlü işkencelerle, zulümlerle çıkarıldığı yurduna geri döndüğünde, Mekke’yi fethettiğinde devesinin üzerinde secde ederek şehre girecek kadar tevazu sahibi ve kendisine zulmedenleri affedecek kadar merhametli bir peygamberdi.

İslam konuşulsun diye değil; yaşanılsın diye indirilmiş bir dindir. Bu yaşantının da en güzel örneği Efendimiz’dir. O’nun öğrettikleri üzerinden diyebiliriz ki; Müslüman zulüm kimden gelirse gelsin ve mazlum kim olursa olsun zulme karşı olan, mazluma sahip çıkan insan demektir. Bugün hangimiz yaşadığımız bireysel, toplumsal ve küresel meselelerde bu ölçüye göre hareket ediyoruz? Müslüman kendi ve yakınlarının aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutan insan demektir. Hak kavramının gerekliliklerini yerine getiren, hakkı olmayana elini uzatmayan, bir başkasının hakkına göz dikmeyen, yalnızca Hakk’ın rızasını gözeten insan demektir. Güvenilir olmaktır, ahlaklı olmaktır, adil olmaktır İslam.

Burada sözlerimin başına atıfta bulunarak bugün değerlerimize sahip çıkma ve yaşamada her zamankinden daha çok hassasiyet göstermemiz gerektiğini tekrar belirtmek istiyorum. Zira bugün çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya bulunmakta olduğumuzu söyleyebilirim. Genç kuşaklarımız bizim yaşadığımız İslam’ı, daha doğrusu bizim yaşadığımızı iddia ettiğimiz İslam’ı, günlük hayatta karşılaştıkları Müslümanlık örnekliklerini görerek yüzyıllardır bu toprakların kimliği olan inancımız, değerlerimiz ve hassasiyetlerimizle ilgili sorgulamaya gitmektedirler.

SORUNLU GENÇLER DEĞİL ÖRNEK OLMAYAN BÜYÜKLER

Fakat biz diyoruz ki; bugün kamuoyunda Z Kuşağı olarak tanımlanan bir problemimizden daha çok Z Kuşağı olarak yaftaladığımız gençlerimize örneklik oluşturacak bir üst kuşak problemimiz vardır. Kuranı Kerimde Rabbimiz ‘’Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz’’ diye bizleri uyarırken; gençlerimiz, evlatlarımız, çocuklarımız büyükleri olan bizlerin söylediklerimizin yaptıklarımızla uyuşmadığını görmektedir. Bir an önce en başta kendi dünya ve ahiretimiz için ve gelecek kuşaklarımız için kendimize Rabbimizin uyarıları ve emirleri doğrultusunda çeki düzen vermemiz gerekmektedir. Bugün tekrardan, yeniden, bir kez daha Mekke’nin Fethini ve özündeki manayı kavramamız gerekmektedir.

Bu doğrultuda elbette ki her yıl 31 Aralık’ta Anadolu Gençlik Derneğimiz olarak Türkiye’nin 81 ilinde 600 farklı noktasında düzenlenen Mekke’nin Fethi Programları; birtakım organizasyonların alternatifi olarak değil; insanımızın hataya, günaha düşmemesi için uyarı ve de Mekke örnekliği üzerinden değerlerimizi hatırlatma görevidir.

Sözlerimi toparlarken gençlerimizin öneminin farkında olan ve her daim bu farkındalıkla hareket eden Anadolu Gençlik Derneği olarak, bugün burada bu programın gerçekleştirilmesinde başından sonuna kadar tamamıyla ortaokullu, liseli ve üniversiteli gençlerimizin yer aldığını belirtmek ve onlara il başkanları olarak, bir ağabeyleri olarak teşekkür etmek istiyorum. Bu salonda görev alan, aylardır gecesi ve gündüzüyle bu programın gerçekleşmesi için gayret gösteren, sahnede şiir okuyacak ortaokullu Mehmet Emin kardeşimden tiyatro oynayacak İbrahim Eymen kardeşime, sunuculuk yapan liseli Yavuz Selim kardeşimden, rejide duran Ensar kardeşime, kuliste ortaokullu kardeşlerinin başında duran Mehmet Fatih kardeşime, salonun dış kapısından itibaren misafirlerimizi karşılayan üniversiteli Cihan kardeşimden salon içinde görevli olan Eren kardeşime kadar tüm gençlerimize teşekkür ederim.

EKREM YÜCE PRGRAMA KATILDI

İl Başkanı Ali Ahmet Çelik’in konuşmalarının ardından programa katılanlar arasında yer alan Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce misafirlere seslendi. Yüce’nin konuşmasından sonra sahneye kaşif grubu öğrencileri yakın zamanda ahirete uğurladığımız Türk Şiirinin Büyük Ustası Sezai Karakoç’un “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiirini seslendirdiler. Şiir sunumunun ardından yapılan Tiyatro gösterisi ilgiyle izlendi.

MUSTAFA AYDIN HOCA MEKKE’NİN FETHİ PROGRAMINI ANLAMLANDIRDI

Mustafa AYDIN konuşmasında; “Müslümanlar adil olmadan, Peygamber Efendimizin hayatını kendine rehber edemeden kurtuluşa eremeyecektir. Küçük büyük, yaşlı, genç demeden herkesin hakkını gözeten Peygamber Efendimizin hayatı bizim de hayatımızın başköşesinde durmalıdır.” dedi.

Mustafa AYDIN Hoca’nın konuşmasının ardından Örnek Şahsiyetler sunumu liseli gençler sahne aldı. Cevher Dudayev’in, Muhammed Mursi’nin, Şeyh Şamil’in, Furkan Doğan’ın, Malcolm X’in, Şeyh Ahmed Yasin’in, Aliya İzzetbegoviç’in, Abdulaziz Er-Rantisi’nin, Necmeddin Erbakan’ın, Tarık Kesekçi’nin ve Ömer Muhtar’ın canlandırıldığı sunumda birlik, beraberlik ve ümmet bilinci vurgulanırken gönüllerinde hoş bir seda bıraktı.

EZGİ ve MARŞLARI İLE ABDULBAKİ KÖMÜR

Ezgi ve marş geleneğinin duayenlerinden olan Abdulbaki Kömür seslendirdiği ezgilerle salonda bulunanların kulaklarının pasını sildi.

Program, Fetih çalışmalarında yer alanların çektirdiği hatıra fotoğrafı ile nihayete erdi.