YEREL
Giriş Tarihi : 11-11-2021 19:45   Güncelleme : 11-11-2021 19:45

SUBÜ'de paranın serüveni konuşuldu

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen SUBÜ Konuşmaları söyleşisine katılan Yazar Dursun Ali Yaz, “Kripto varlıklar devletin otoritesine isyan eden bir aklın ödeme sistemidir.

SUBÜ'de paranın serüveni konuşuldu

Kripto varlık üretimi yapanların yüzde 20'si Hindistan'da. Sermaye piyasası gelişmemiş ülkelerde” dedi.


Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen SUBÜ Konuşmaları'nın 17'nci konuşmacısı Yazar Dursun Ali Yaz oldu. ‘Takastan Bitcoin'e Paranın Serüveni' başlıklı söyleşinin moderatörlüğünü Sosyal ve Kültürel Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SAKUM) Müdürü Öğr. Gör. Mehmet Alper Cantimer üstlendi. Üniversitenin internet kanalında canlı yayınlanan söyleşide; paranın 6 formu, cumhuriyet döneminde ve Osmanlı Devleti'nde gelişimi, nakit ile farkları, sermaye piyasalarının önemi ve kripto paranın aslında ne olduğu gibi başlıklar ele alındı. Program başlangıcında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 83. vefat yıl dönümü vesilesiyle Atatürk'ün paraya bakışı ve attığı adımlar da değerlendirildi.



Para zorunluluktan ortaya çıkmış


Gerçeğin tek, doğrunun çok olduğunu kaydeden Yazar Dursun Ali Yaz, “Para zorunluluktan ortaya çıkmış, değiş tokuş ihtiyacını gidermek için insanların kendi kendilerine icat ettiği bir araçtır. Türkiye'deki bütün parayı toplasanız 25 milyar dolarlık nakit banknot yapar. Herhalde bu parayla üniversitenin kampüsündeki arazinin ve binaların tamamını satın alamayabilirsiniz. Demek ki paranın gücünün arkasında başka bir sır var. Para kitabımda parayı 6 forma ayırdım. Bunlardan ilki trampa paraydı. 10 bin yıl önce Mezopotamya dediğimiz coğrafyada insanların ihtiyacını karşılamak için ortaya çıkmış ve 5 bin yıl boyunca kullanılmıştır” dedi.



Para, insanlığın en büyük zihinsel icatlarından birisidir


Trampa paranın ardından Sümer arpasının çıktığını söyleyen Yaz, “Bir ürünün fiyatı örneğin 100 lira kabul edilerek diğer malların fiyatını da o ürünün fiyatına, boyuna vs. endeksleyerek onu mal para yaparak mesela bir işçi günlük 3 kilo Sümer arpası alacak gibi mal para denilen bir dönem yaşanıyor. Ardından Mısırlılar değerli madenlerin dünyada az olduğunu görüp altın, gümüş ve bakırı kesip tartarak para olarak kullanıyorlar. Günümüzden yaklaşık 2 bin 500 sene önce bütün dünyada yanlışlıkla da olsa kabul gören Lidyalılar devreye girerek değerli metalleri bugün bizim bozuk para formatında kullandığımız madeni paralara dönüştürüp dünyaya yayıyorlar. Para, insanlığın en büyük zihinsel icatlarından birisidir. En büyüğü ise devlettir. Para ve devlet arasında büyük bir ilişki vardır” diye konuştu.



Eğer Merkez Bankası'ndan ses geliyorsa orada problem vardır


Madeni paralardan sonra paranın 5'inci formu olarak Çinlilerin icat ettiği kağıt paranın ortaya çıktığı bilgisini veren Yaz, “Osmanlı 1840'lardan sonra ilk kaimeleri basıyor. Kaime, altın ya da gümüş yerine ikame edilen anlamında kullanılıyor. Paranın 6. formu ise sanal para ki iktisatçılar buna kredi parası demektedirler. Dünyadaki tüm borçlar ödense kredi parası kalmazdı. Sadece banknotlar kalırdı. İnsanların kendi uzmanlık alanları dışında başkalarına muhtaç olduğu ihtiyaçlarını karşıladığı zaman onun bedelini teşekkür mahiyetinde ödediği şeye nakit denir. Bu para değil. Para bambaşka bir şeydir. Türkiye'deki bütün reel sektör ve yaşamsal düzenekler maalesef bankacılık kredilendirmesi üzerinden dönüyor. O yüzden ikide bir Merkez Bankası'nı konuşuyoruz. Devletin bir sürü organı var. Eğer Merkez Bankası'ndan ses geliyorsa orada problem vardır” şeklinde konuştu.