Ben futbolu takip etmeye başlayalı 16 yıl oldu.
O zamanlar çocuktum. Bugün üniversite eğitimini tamamlamış, iletişim alanında eğitim almış ve mesleğini bu alanda sürdürmeye çalışan bir iletişimci ve gazeteci olarak Türk futboluna bakıyorum.
16 yıl önce futbol benim için sadece maç izlemekti. Bugün ise sahadaki 90 dakikanın arkasındaki sistemi, yönetimi, hakemliği ve futbolun nasıl yönetildiğini de sorguluyorum.
Ve açıkçası yıllar içerisinde değişen fazla bir şey göremiyorum.
Yıldırım Demirören’den kaçarken Nihat Özdemir’e, Nihat Özdemir’den kaçarken Mehmet Büyükekşi’ye, Mehmet Büyükekşi’den kaçarken İbrahim Hacıosmanoğlu’na tutulmak...
Türk futbolunun son yıllardaki özeti neredeyse bundan ibaret.
Bugün gündemimizde hakem soruşturması var.
Üstelik bu kez dosyanın ucunda doğrudan Sakarya da bulunuyor.
Hakem soruşturması kapsamında MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu başta olmak üzere bazı hakem ve hakem görevlilerinin gözaltına alınması, Türk futbolundaki hakemlik sistemine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Dosyada yer aldığı belirtilen WhatsApp yazışmaları ise meselenin daha da dikkat çekici bir noktaya taşınmasına neden oldu.
Ferhat Gündoğdu ile hakem Yasin Kol arasında olduğu öne sürülen yazışmalarda hakem ve VAR/AVAR görevlendirmeleriyle ilgili ifadeler yer alıyor.
Yazışmalarda Atilla Karaoğlan’ın VAR olarak, Özgür Yankaya’nın ise AVAR olarak görevlendirilmesine ilişkin konuşmaların bulunduğu aktarılıyor.
Ve bu isimler bize bir maçı hatırlatıyor:
Fatih Karagümrük-Bandırmaspor 1. Lig play-off finali.
Maçın Yeni Sakarya Atatürk Stadyumu’nda oynandığını da özellikle hatırlatmak gerekiyor.
Burada mesele Atilla Karaoğlan’ın iyi ya da kötü hakem olması değil.
Mesele, hakem atamalarının hangi yöntemle yapıldığıdır.
Eğer hakem atamaları önceden belirli isimlerin konuşulduğu, birbirleri arasında değerlendirildiği ve görevlerin bu şekilde şekillendiği bir sisteme dönüşmüşse, burada Türk futbolunun çok daha büyük bir problemi var demektir.
Atilla Karaoğlan ismi Sakarya futbol kamuoyunun zaten yakından bildiği bir isim.
Dolayısıyla bu soruşturma içerisinde adının geçmesi, Sakarya açısından da konuyu sıradan bir hakem tartışmasının ötesine taşıyor.
Ancak burada kişileri peşinen suçlu ilan etmek yerine soruşturmanın sonucunu beklemek gerekiyor.
Fakat kamuoyunun sorduğu soruların da görmezden gelinmemesi gerekiyor.
Hakem atamalarında kriter nedir?
VAR ve AVAR görevlendirmeleri nasıl belirleniyor?
Kim, hangi yetkiyle hangi hakemi hangi karşılaşmaya atıyor?
Ve en önemlisi, bu sistem gerçekten şeffaf mı?
Tam bu noktada TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na geliyoruz.
Çünkü bütün bu tartışmaların dışında TFF yönetimini tutmak mümkün değil.
Hacıosmanoğlu’nun göreve geldiği günden bu yana Türk futbolunda yaşanan tartışmaların önemli bir bölümü federasyon yönetiminin de eleştirilmesine neden oldu.
Benim açımdan artık mesele yalnızca hakem soruşturması değildir.
İbrahim Hacıosmanoğlu’nun istifa etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü Türk futbolunda güven duygusu bu kadar ağır yara almışken, federasyonun en tepesindeki kişinin kamuoyuna güçlü, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim ortaya koyması gerekir.
Bugün MHK Başkanı’nın da içinde bulunduğu bir hakem soruşturması yürütülüyorsa, hakem atamalarına ilişkin yazışmalar kamuoyuna yansıyorsa ve futbol kamuoyunun kafasında bu kadar fazla soru işareti oluşuyorsa, TFF yönetiminin de bunun siyasi ve idari sorumluluğunu taşıması gerekir.
Hacıosmanoğlu’nun geçmişi de bu tartışmadan bağımsız düşünülemez.
2015 yılında Trabzonspor Başkanı olduğu dönemde hakem Çağatay Şahan ve yardımcılarının maç sonrasında statta tutulması büyük tartışma yaratmıştı.
Hacıosmanoğlu, hakemlerin güvenliği için böyle bir karar alındığını savunmuştu.
Ancak Türkiye Futbol Federasyonu bu olay nedeniyle Hacıosmanoğlu’na 280 gün hak mahrumiyeti ve 150 bin lira para cezası vermişti.
2013 yılında ise Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a yönelik sözleri nedeniyle hakkında basın yoluyla hakaret suçlamasıyla iddianame hazırlanmıştı.
Yani bugün Türk futbolunun en üst makamında bulunan Hacıosmanoğlu’nun geçmişinde de futbol yönetimi, hakemler ve rakip kulüpler üzerinden ciddi tartışmalar bulunuyor.
Bu nedenle bugün yaşananları sadece bugünün meselesi olarak görmek bana göre mümkün değil.
Türk futbolundaki sorunlar yalnızca federasyon, hakemler ve saha içerisindeki tartışmalardan ibaret değildi. Kulüplerin kendi içerisinde yaşadığı yönetimsel problemler de futbol gündeminin önemli başlıkları arasında yer aldı.
Bunun Sakaryaspor cephesinde de dikkat çeken bir örneği yaşandı.
O dönemki Sakaryaspor Başkanı, benim de yakından tanıdığım bir isimdi. Geçmişte birlikte çalıştığım eski medya patronumdu. Halen bir haber ve reklam sitesinin sahibi olarak medya sektöründeki faaliyetlerini sürdürüyor.
2024 yılında TFF Başkanlığı seçim sürecinde, o dönemki Sakaryaspor Başkanı’nın İbrahim Hacıosmanoğlu’na destek verdiği bir video sosyal medyaya düştü.
Sonraki süreçte Sakaryaspor’da kulüp içerisinde çeşitli sorunlar yaşandı. Yönetimsel problemler kamuoyuna yansıdı.
Yaşanan süreçte o dönemki Sakaryaspor Başkanı, kendi yöneticisi tarafından tartaklandı ve tokatlı saldırıya uğradı. O anlara ilişkin görüntüler de sosyal medyaya düştü.
Böylece bir kulüp başkanının, kendi yöneticisi tarafından saldırıya uğradığı görüntüler Türkiye futbol kamuoyunun gündemine geldi.
Sakaryaspor’da yaşanan bu olay, Türk futbolunda kulüplerin saha dışındaki yönetim süreçlerinin de ne kadar önemli olduğunu gösteren gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçti.
Çünkü Türk futbolunda krizler yalnızca sahada yaşanmadı. Federasyon yönetimlerinden hakem tartışmalarına, kulüplerin ekonomik sorunlarından yönetimsel problemlere kadar birçok başlık futbolun gündeminde yer aldı.
Sakaryaspor’da yaşanan bu olay da Türk futbolunda saha dışındaki sorunların kulüp yönetimlerine nasıl yansıdığını gösteren örneklerden biri oldu.
Bugün bütün okları hakemlere çevirmek kolay.
Ferhat Gündoğdu...
Yasin Kol...
Atilla Karaoğlan...
VAR...
AVAR...
Hakem atamaları...
Soruşturmalar...
Gözaltılar...
Fakat bunların tamamı aslında daha büyük bir sorunun parçaları.
Çünkü hakemler bu sistemin içerisinde görev yapan insanlar.
Onları atayan bir MHK var.
MHK'nın bağlı olduğu bir TFF var.
Ve TFF'nin başında da İbrahim Hacıosmanoğlu var.
Dolayısıyla sistemde ciddi bir güven problemi varsa, sorumluluğu sadece sahadaki hakeme yükleyerek işin içinden çıkamazsınız.
Bir de işin daha temel bir tarafı var.
Modern futbolun kuralları İngiltere'de şekillendi. 1863 yılında Football Association'ın kurulmasıyla oyunun temel kuralları yazılı hale getirildi. 1886 yılında ise İngiltere, İskoçya, Galler ve İrlanda futbol federasyonlarının katılımıyla IFAB kuruldu.
Biz ise yıllardır Batı'nın kurallarıyla oynanan bu oyunu, kendi alışkanlıklarımızla yönetmeye çalışıyoruz.
Hatta “hakem” kelimesinin kendisi bile Arapça kökenli.
Yani oyunun kurallarını İngilizceden alıyoruz, hakemi Arapça bir kelimeyle tanımlıyoruz ama yönetim anlayışında hâlâ kendi karmaşık düzenimizi kurmaya çalışıyoruz.
Batının oyununu, Şark kafasıyla yönetmeye çalışıyoruz.
Belki de Türk futbolunun en büyük problemi tam olarak burada.
Kurallar var.
Ama kurallardan daha güçlü ilişkiler olduğu algısı oluşuyor.
Ben 16 yıldır futbol izliyorum.
Çocukken futbolcuları, formaları, golleri ve maçları takip ediyordum.
Bugün ise hakem atamalarını, federasyon seçimlerini, MHK değişikliklerini, kulüp-federasyon ilişkilerini ve soruşturmaları takip ediyorum.
Yıldırım Demirören...
Nihat Özdemir...
Mehmet Büyükekşi...
İbrahim Hacıosmanoğlu...
İsimler değişiyor.
Tartışmalar değişiyor.
Ama Türk futbolundaki güven problemi bir türlü değişmiyor.
Bugün geldiğimiz noktada artık “bir sonraki başkan kim olacak?” sorusundan önce “bu sistem nasıl değişecek?” sorusunu sormamız gerekiyor.
Çünkü mesele bir kişinin gidip başka bir kişinin gelmesiyle çözülebilecek kadar basit değil.
Ancak mevcut tabloda TFF Başkanı'nın da sorumluluk alması gerekiyor.
Benim görüşüm net:
İbrahim Hacıosmanoğlu istifa etmelidir.
Türk futbolunun yeniden güven kazanabilmesi için yalnızca hakemlerin, MHK'nin veya birkaç yöneticinin değil, en üst düzeydeki yönetim anlayışının da sorgulanması gerekiyor.
Çünkü artık mesele bir hakem hatası değil.
Mesele sistem.
Mesele güven.
Mesele adalet.
Ve mesele Türk futbolunun geleceği.
Ben 16 yılın sonunda hâlâ aynı tartışmaları konuşuyorsam, burada sadece hakemleri suçlamak bana göre kolaycılık olur.
Türk futbolu çoktan mezara girmişti.
Toprağı şimdi atılıyor.
HAMİ TEKİNBAŞ
Sakaryaspor’u haber yapmak bu şehirde gazeteciliğin gereğidir
Metin Nişancık
Sanayicinin parası nerede?
AYSENUR ELMACI
Karasu için ne yapıyor SUNUZ?
Murat Uygun
Neden kavgacı olduk…!!!
Ahmet Özdemir
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU 2024 ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLLERİ DAĞITIYORMUŞ!
Serdar Gül
KURALSIZ
NAGEHAN CANBUL
CİHAN-I DERYA
Sevinç Hudutçu
Engelli öğretmen adayları atama, aileleri ise onlardan verecekleri güzel haberi bekliyor...