Açıklamada, idam yasasının başta Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere uluslararası hukuk normlarına açıkça aykırı olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi kapsamında her bireyin yaşam hakkının dokunulmaz olduğu ve hiçbir koşulda keyfi biçimde ortadan kaldırılamayacağı vurgulandı.
Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokollere de atıfta bulunulan açıklamada, işgal altındaki bölgelerde sivillerin ve mahkûmların korunmasının uluslararası hukukla güvence altına alındığı hatırlatıldı. Yasaların belirli bir etnik veya siyasi gruba uygulanmasının ayrımcılık oluşturduğu ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmadığı kaydedildi.
İdam cezasının özellikle siyasi ve çatışma ortamlarında bir araç olarak kullanılmasının hukukun üstünlüğünü zedelediği belirtilen açıklamada, bu tür uygulamaların insanlık vicdanında derin yaralar açacağı ifade edildi. Filistinlilere yönelik yaklaşımın yalnızca bireysel hak ihlali değil, aynı zamanda uluslararası toplumun ortak değerlerine karşı işlenmiş ciddi bir ihlal olduğu belirtildi.
Üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar olmadığı, aynı zamanda etik değerlerin ve insan haklarının savunucusu olduğu vurgulanan açıklamada, uluslararası topluma hukuka aykırı bu girişim karşısında daha güçlü bir duruş sergileme ve insan haklarını koruma yönünde somut adımlar atma çağrısı yapıldı.
Açıklamanın sonunda, insan onurunun, yaşam hakkının ve hukukun üstünlüğünün korunmasına yönelik kararlılığın sürdürüleceği ifade edilerek kamuoyuna saygıyla duyuruldu.




























