Deneyimli polis- adliye muhabiri, T24 yazarı Tolga Şardan bugünkü yazısında Hendek Patlama davasını yazdı. Şardan mahkemenin verdiği kararı “Vay canına, şu işe bakın?!” şeklinde yorumladı.
İşte Tolga Şardan’ın T24’te yayınlanan yazısı:
Yine “vay arkadaş, şu işe bakın” denilebilecek bir olayla karşı karşıya kalındı geçen hafta.
Doğrusunu isterseniz; bu tepki, ülkece hemen her gün, hem de günde birden fazla kez veriliyor.
“Sıradanlaşıyor” gibi görünmekle birlikte yine de her defasında benzer kelime veya cümlelerle, kimi zaman kibar, kimi zamanda içeriğine göre görece daha ağır yaklaşımla bireysel veya kitlesel tepkileri koymaktan geri durmuyor bu coğrafyanın insanı.
Yaşanan tuhaflıkların, zamanla toplumda kanıksandığını ve karşılığının olmadığını söylemek elbette mümkün. Fakat yaşanan her gariplikten sonra yine de en kibar haliyle “Vay canına, arkadaş” demekten geri durulamıyor maalesef.
Hendek’teki facianın yargılaması
Büyüteç’in bugünkü konusu, yaşandığı dönemde yine çok kez bu köşede kaleme alınan Sakarya’nın Hendek ilçesindeki havai fişek deposunda beş yıl önce yaşanan patlama.
İktidara yakın oldukları öne sürülen Coşkun Ailesi’ne ait Büyük Coşkunlar adlı firmaya ait aynı zamanda havai fişek üretilen tesiste yaşanan facianın yargı aşaması, bir kez daha “vay canına arkadaş” tepkisinin verileceği türden kararla tamamlandı.
Karara geçmeden önce, yaşananları hatırlamakta fayda var. Gerçi böylesi faciaları daha doğrusu katliamları unutmak mümkün değil ama yine de beş yıl öncesine gidelim.
Yurt içi ve yurt dışına havai fişek ve benzeri malzemeleri üreten Büyük Coşkunlar firmasına ait üretim tesisinde 3 Temmuz 2020 günü saat 11.16’da büyük patlama yaşandı. Resmi raporlara göre iki dakikalık süre içinde peş peşe dört patlama oldu. Patlamaların şiddetinden 50 kilometre çapındaki alanda hasar oluştu.
Tesiste çalışan, ekmek parası peşindeki 7 işçi yaşamını yitirdi. Tesis yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 128 kişi yaralandı. Fabrika başta olmak üzere çevredekilerle beraber 36 bina hasar gördü.
Siyasi bağlantıları güçlü olduğu ifade edilen ve “dededen bu yana” havai fişek üretimi yapan firmanın sahibi Ali Rıza Ergenç Coşkun, oğlu Yaşar Coşkun ile çalışanlardan tesisin sorumlu genel müdürü Hasan Ali Velioğlu, sorumlu müdürler Asiye Angın ve Ahmet Çağırıcı, ustabaşı Erşan Öztürk ile tesisin iş güvenliği sorumlusu Aslı Düzgün Bozkurt yargılanmaya başlandılar.
Bu arada yine aynı tesiste 2020’ye kadar gelen 13 yıl içinde benzer şekilde altı patlama daha olduğunu, ölen ve yaralananlar olduğunu belirteyim.
Yargılamayı yürüten Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Şubat 2022’deki 8. duruşmada heyet kararını verdi.
Mahkeme, sanıkları “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan cezalandırdı. Karara göre, tesisin sahibi ve en tepedeki yetkili ismi Yaşar Coşkun ve babası Ali Rıza Ergenç Coşkun 16 yıl 3’er ay, sorumlu genel müdür Hasan Ali Velioğlu 12 yıl 6 ay hapis cezası aldı.
Dosyada “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” hükmü çerçevesinde ustabaşı Erşan Öztürk, sorumlu müdürler Asiye Angın ile Ahmet Çağırıcı ve iş güvenliği uzmanı Aslı Düzgün Bozkurt 6 yıl 8'er ay hapis cezasına çarptırıldı.
Yargılama sırasında facianın kapsamı çerçevesinde tesisteki iş güvenliği konusu, alınması gerekip de alınmayan önlemler, inşa edilip kullanılan ruhsatsız yapılar, çalışanların üzerinde daha yoğun üretim baskısı, üretimde kullanılan patlayıcı maddelerin saklanması, üretimi tamamlanan ürünlerin depolanması konuları epeyce tartışıldı.
Ayrıca; tartışılan konuların en başında ise, sanıkların yargılama sonucunda daha hafif ceza almalarını sağlayan yasa hükmü vardı. Mağdur ailelerin avukatları; yakın geçmişte tesiste yaşanan benzer facialar ve kötü yönetim sicili nedeniyle sanıkların “bilinçli taksirle birden fazla ölüme sebebiyet verme” yerine daha ağır cezaya hükmeden “olası kastla ölüme sebebiyet verme” hükmünden yargılanmalarında ısrarcı oldu.
Avukatlar aynı zamanda sanıkların yaşamını yitiren 7 kişi için ayrı ayrı ceza almaları görüşündeydi yargılama boyunca.
Dosya İstinaf’ta
Yerel mahkeme kararı hem mağdurların hem de sanıkların avukatlarınca İstinaf’a taşındı.
Dosyayı inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların itirazlarını ve taleplerini değerlendirdikten sonra dosyayı Yargıtay’a gönderdi.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, İstinaf’ın görüşlerini dikkate alarak yerel mahkemenin verdiği kararlardan bazılarını bozdu.
Bozulan kararlardan en dikkat çekeni, tesisin sahibi Yaşar Coşkun’un “bilinçli taksirle birden fazla ölüme sebebiyet verme” hükmü yerine “olası kastla ölüme sebebiyet verme” hükmüne göre yargılama yapılması oldu.
Ayrıca Yargıtay, sanıklardan Hasan Ali Velioğlu’na verilen cezanın alt sınırdan değil, daha üst cezadan uygulanmasına hükmetti.
Yargıtay, diğer sanıklar Asiye Angın ile Ahmet Çağırıcı ve Aslı Düzgün Bozkurt hakkında ise, TCK’nın “taksirle ölüme sebebiyet” hükmü yerine “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet”ten yargılama yapılmasına karar verdi.
Özetle; Yargıtay, yerel mahkemenin verdiği cezaları yetersiz bulup ağırlaştırılmasına hükmetti.
Ateşin Çocukları Örgütü’nün sabotajı!
Bu arada dosyanın henüz ilk yargılaması sırasında ilginç bir bilgi dosyaya girdi.
Mahkemede savunmasını yapan tesis sahibi Yaşar Coşkun, yaşanan faciayı hafifletmek amacıyla dikkat çeken iddiayı gündeme getirdi.
Coşkun, Ateşin Çocukları adlı bir terör örgütünün fabrikaya sabotaj yaptığını öne sürdü! Coşkun’un avukatları, bu konunun aydınlatılması amacıyla savcılığa başvuru yaptı.
Savcılık, iddiayı incelemeye aldı. Ancak yapılan araştırmalar sonrasında Coşkun iddiasını somuta ulaştıracak ilgi güvenlik güçlerince elde edilemedi.
Yargıtay kararı sonrasında yerel mahkemede yeniden gerçekleştirilen yargılamanın geçen haftaki son duruşmasında savcılık esas hakkındaki mütalaasında bu sürece şöyle yer verdi:
“(…) Sanık Yaşar Coşkun ve sanık müdafilerinin davaya konu olayın bir sabotaj olduğu ve bu olayın ‘Ateşin Çocukları’ isimli terör örgütünün yaptıklarını iddia etmeleri üzerine mahkemece Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’na mahkemenin 11/06/2021 tarihli müzekkeresi ile suç duyurusunda bulunulduğu, yapılan suç duyurusuna ilişkin Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca; söz konusu gerçekleşen patlama olayının Ateşin Çocukları isimli grup tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığı, söz konusu grup tarafından yapılan açıklamaların terör örgütü mensupları ile örgüte müzahir kitlenin canlı tutularak belirtilen tarzda eylem ve etkinliklere yönlendirmek maksadıyla yapılan açıklamalardan olduğu, soyut ikrar dışında söz konusu eylemin gerçekleştirildiğine dair somut bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, bu kapsamda söz konusu eylemin gerçekleştirildiğine dair soyut iddia dışında dava açılmasını gerektirecek yeterlilikte somut delil elde edilemediği tüm dosya kapsamından anlaşıldı. (…)”
Şoförlükten sorumlu genel müdürlüğe giden başarı öyküsü!
Öte yandan yargılama sırasında tesisin sorumlu genel müdürü olarak görev yapan sanıklardan Hasan Ali Velioğlu’nun ilginç başarı öyküsü sahibi olduğu anlaşıldı.
Velioğlu’nun, böylesi bir fabrikada söz konusu görev için yeterli birikime sahip olmadığı ortaya çıktı.
Velioğlu’nun olay tarihinden yaklaşık 30 yıl önce Coşkun Ailesi’nin yanında şoför olarak işe başladığı, ailenin güvenini kazanmasıyla birlikte zaman içinde fabrikada hiçbir bilgisi ve birikimi olmadığı halde sorumlu genel müdür yapıldığı görüldü!
Baba Coşkun firarda!
Bu arada, mağdur ailelerin avukatlarının, Yargıtay’ın kararı sonrasında hazırladıkları ve yerel mahkemeye sundukları görüşte bir ilginçlik daha gün ışığına çıktı.
Tesisin asıl sahibi olarak önce gözaltına alınıp tutuklanan, sonrasında tahliye edilip tutuksuz yargılanan Ali Rıza Ergenç Coşkun’un “firar” olduğu ortaya çıktı!
Mağdur avukatları, dilekçede yeniden yargılamada dosyada yer alan Yaşar Coşkun’un “tutukluluğuna devam edilmesi” talebinde bulunurken baba Coşkun’un kayıplara karışmasını örnek göstermeleri dikkat çekici oldu.
Yargıtay istedi, ama yerel mahkeme ilk kararda direndi
Olayın yaşanmasından beş yıl sonra tamamlanan yargılamanın geçen haftaki son celsesinde yerel mahkeme Sakarya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın kararına karşın kendi kararında direndi.
Mahkeme kararında şöyle denildi:
“(…) Mahkememizce daha önce verilen 2020/336 esas sayılı dosyadaki mahkûmiyet hükmünün Yargıtay’ın 12. Ceza Dairesi’nin 2024/3643 esas, 2024/7016 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş ise de mahkememizce daha önce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin bozma ilamına uyulmasına yer olmadığına, söz konusu bozma kararına direnilmesine. (…)”
Mahkeme sanık Yaşar Coşkun için daha önceki kararında olduğu gibi “bilinçli taksirle birden fazla ölüme sebebiyet verme” gerekçesiyle toplam 16 yıl 3 ay hapis cezası verdi.
Ancak mahkeme bir önemli karara daha imza attı. Avukatların Coşkun hakkındaki “tutukluluk halinin devamı” yönündeki talebi uygun bulmadı. Mahkeme, Coşkun’un tahliyesinde karar kıldı. Tahliyenin tek koşulu ise, “15 milyon lira kefalet ücreti ödenmesi hali” olarak kayıtlara girdi!
Diğer sanıklardan fabrika sorumlu genel müdürü Hasan Ali Velioğlu 12,5 yıl hapis cezası, ustabaşı Erşan Öztürk, sorumlu müdürler Asiye Angın ve Ahmet çağırıcı ile iş güvenliği uzmanı Aslı Düzgün Bozkurt 6 yıl 8’şer ay hapis cezası aldılar. Verilen hapis cezaları yasa hükmü gereği gözaltı ve tutukluluk halinden düşülecek.
Ayrıca, bir numaralı sanık Yaşar Coşkun hakkında hem yurt dışına çıkış yasağı hem de konutu terk etmeme kararını verdi mahkeme.
Sonuç olarak fabrikanın asıl sahibi firarken, tüm işlere bakan oğlu da tahliye edildi.
Dava süreci devam ederken, sivil toplum örgütleri ve mağdur aileleri an be an haklarını aramak için, seslerini duyurmak için varlarını yoklarını ortaya koydular.
Ama süreç “nafile vaziyetle” nihayetlendi.
Bu tabloyla verilecek tepki de belli oldu: “Vay canına, şu işe bakın?!”




























