17 Ağustos 1999 depreminin Sakarya’da büyük yıkıma ve can kayıplarına yol açtığını hatırlatan SAMÖB, benzer acıların yeniden yaşanmaması için deprem hazırlığının kentin temel yönetim politikalarından biri haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Riski bilmeden yönetmek mümkün değil”
SAMÖB’nin çağrısında ilk olarak Sakarya’daki yapı stokunun ilçe, mahalle ve bina bazında envanterinin tamamlanması istendi. Özellikle 1999 öncesinde inşa edilen yapıların yalnızca yaşına göre değil; taşıyıcı sistemleri, zemin koşulları, kullanım amacı ve deprem performanslarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Riskli yapıların belirlenmesinin ardından müdahale sırasının bilimsel kriterlere göre oluşturulması ve kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması çağrısı yapıldı.
“Her riskli yapı için tek çözüm kentsel dönüşüm değil”
Birlik, riskli yapıların tamamında aynı yöntemin uygulanmaması gerektiğine dikkat çekti. Teknik olarak uygun yapılarda güçlendirme seçeneğinin değerlendirilmesi, gerekli durumlarda ise yeniden yapım veya kentsel dönüşüm uygulanması gerektiği ifade edildi.
Kentsel dönüşümün yalnızca parsel veya bina ölçeğinde değil; zemin, yapı, ulaşım, altyapı, sosyal donatı ve afet toplanma alanlarını kapsayacak şekilde bölgesel olarak planlanması gerektiği kaydedildi.
SAMÖB, dönüşümün temel amacının ekonomik kazanım değil, can güvenliğinin sağlanması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi olması gerektiğini vurguladı.
Zemin, fay ve imar kararları birlikte ele alınmalı
Sakarya’nın deprem güvenliğinin yalnızca bina dayanıklılığı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten SAMÖB, zemin özellikleri, sıvılaşma riski, faylara ilişkin güncel bilimsel veriler ve imar kararlarının birlikte ele alınmasını istedi.
Yeni imar kararlarında deprem ve zemin güvenliğinin temel kriterlerden biri olması, uygulanan zemin iyileştirmelerinin de düzenli olarak denetlenmesi çağrısında bulunuldu.
Kritik yapılar ve altyapı için denetim çağrısı
SAMÖB, hastaneler, okullar, itfaiye ve kamu hizmet binaları, haberleşme yapıları, enerji ve su altyapısı, köprüler, ulaşım bağlantıları ile diğer kritik tesislerin deprem güvenliğinin düzenli olarak değerlendirilmesini istedi.
Deprem sonrasında yalnızca binaların ayakta kalmasının yeterli olmayacağı belirtilerek, kentin temel hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin de güvence altına alınması gerektiği ifade edildi.
Deprem sonrası ulaşım planı hazırlanmalı
Olası bir deprem sonrasında ambulans, itfaiye ve arama-kurtarma ekiplerinin kente ulaşabilmesi için alternatif güzergâhların ve acil müdahale yollarının önceden belirlenmesi gerektiği belirtildi.
Ayrıca afet toplanma alanları, geçici barınma bölgeleri ve lojistik merkezlerinin önceden planlanarak düzenli şekilde güncellenmesi istendi.
“Deprem politikası şeffaf olmalı”
SAMÖB, deprem hazırlık çalışmalarında şeffaflığın sağlanması gerektiğini de vurguladı. Risk tespitleri, dönüşüm programları, öncelik sıralamaları ve yürütülen çalışmaların mümkün olduğunca kamuoyuyla paylaşılması gerektiği kaydedildi.
Vatandaşların yaşadığı binanın ve mahallenin risk durumu hakkında kolaylıkla bilgi alabilmesi gerektiği belirtildi.
“Sakarya Deprem ve Kent Güvenliği Platformu kurulmalı”
Akademik meslek örgütlerinin deprem hazırlık sürecine aktif şekilde dahil edilmesi gerektiğini belirten SAMÖB, birlik bünyesinde oluşturulan “Kentsel Dönüşüm ve Doğal Afetler Çalışma Grubu”nun çalışmalarına dikkat çekti.
Bunun yanı sıra belediyeler, kamu kurumları, üniversiteler ve meslek örgütlerinin yer alacağı sürekli bir “Sakarya Deprem ve Kent Güvenliği Platformu” kurulması önerildi.
Platformun düzenli toplantılar gerçekleştirmesi, kararlar üretmesi ve çalışmalarını kamuoyuna raporlaması istendi.
“Hazırlıksız yakalandık deme lüksümüz yok”
Çağrının son maddesinde Sakarya için ölçülebilir bir “Deprem Eylem Planı” hazırlanması talep edildi.
SAMÖB, hangi bölgede, hangi yapılar için, hangi tarihte, hangi kurum tarafından, hangi kaynakla ve hangi yöntemle çalışma yapılacağının açıkça ortaya konulması gerektiğini belirtti. Yıllık hedeflerin belirlenmesi ve gerçekleşme oranlarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yapıldı.
17 Ağustos 1999 depreminin Sakarya’ya ağır bir bedel ödettiğini hatırlatan SAMÖB, bugün bilim, teknoloji, mühendislik bilgisi, üniversiteler ve meslek örgütlerinin güçlü birikiminin bulunduğuna dikkat çekti.
Birlik, bu nedenle artık “hazırlıksız yakalandık” deme lüksünün bulunmadığını vurguladı.
SAMÖB açıklamasını, “Mesele Sakarya’dır. Mesele insan hayatıdır” mesajıyla tamamlayarak kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, üniversiteleri, siyasi partileri, meslek örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını ve Sakarya halkını deprem hazırlığı konusunda ortak hareket etmeye çağırdı.




























