Son günlerde Sakarya’da bir haber sitesinde yayımlanan bir iddia şehir gündemini meşgul etti. Haberde, Sakarya Diş Hastanesi’nde randevu alınamadığı, vatandaşların günlerce hatta aylarca sistemde randevu bulamadığı öne sürüldü.
Bu iddia kısa sürede şehirde bir algı oluşturdu.
Sosyal medyada paylaşıldı, kulaktan kulağa yayıldı ve birçok kişi konunun gerçekliğini sorgulamadan bu söylemi doğru kabul etti.
Ancak işin dikkat çekici tarafı, Sakarya İl Sağlık Müdürü Kayhan Özdemir’in bu iddialara verdiği cevap oldu.
Özdemir, tartışmaların büyüdüğü bir anda sosyal medya hesabından Merkezi Hekim Randevu Sistemi’ne (MHRS) girerek anlık bir deneme yaptı. Amaç basitti: İddiaların doğru olup olmadığını göstermek. Sistem üzerinden ertesi gün için randevu araması yaptı. Sonuç ise oldukça çarpıcıydı.
Sistemde 18 farklı hekim için ertesi güne randevu bulunduğu görüldü.
Bu tablo, ortaya atılan “randevu bulunamıyor” iddiasını fiilen çürüttü.
Çünkü ortada teorik bir açıklama değil, bizzat sistem üzerinden yapılan somut bir gösterim vardı.
Bir başka ifadeyle, iddia edilen tablo ile gerçeklik arasında ciddi bir fark olduğu ortaya çıktı.
Elbette hiçbir sistem kusursuz değildir. Sağlık hizmetlerinde zaman zaman yoğunluklar yaşanabilir.
Bazı branşlarda talep artabilir, bazı günlerde randevular daha hızlı dolabilir. Bu dünyanın her yerinde böyledir.
Ancak münferit yoğunlukları genelleştirerek “sistemin çalışmadığı” gibi bir algı oluşturmak hem kamuoyunu yanıltır hem de sağlık çalışanlarının emeğine haksızlık olur.
Türkiye son yirmi yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüm yaşadı. Şehir hastanelerinden dijital randevu sistemlerine kadar pek çok alanda ciddi yatırımlar yapıldı. Bugün bir vatandaş cep telefonundan birkaç dakika içinde randevu alabiliyorsa, bu önemli bir altyapının sonucudur.
Sakarya’da da sağlık hizmetleri her geçen gün güçleniyor. Yeni yatırımlar, artan hekim sayısı ve dijital sistemler sayesinde vatandaşların sağlık hizmetine erişimi her zamankinden daha kolay hale geliyor.
Hal böyleyken şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu kadar güçlü ve erişilebilir bir sağlık sistemi varken, neden algılar üzerinden bu başarı gölgelenmeye çalışılıyor?
Eleştiri elbette olmalıdır. Basın, sorunları dile getirmelidir. Ancak eleştirinin de sorumluluğu vardır. Doğrulanmamış iddialar üzerinden şehirde güvensizlik oluşturmak ne gazeteciliğe ne de kamu yararına hizmet eder.
Gerçekler ortadayken algılarla mücadele etmek zorunda kalmak aslında en büyük sorunlardan biridir. Çünkü algı, çoğu zaman gerçeğin önüne geçmeye çalışır.
Oysa Sakarya’da ortaya çıkan bu tablo bize şunu gösterdi:
Gerçekler bazen tek bir ekran görüntüsü kadar nettir.
Bu nedenle tartışmayı şu soruyla bitirmek gerekiyor:
Gerçek ortadayken, başarıyla çalışan bir sağlık sistemini algılarla yıpratmanın kime ne faydası var?