TÜRASAŞ Sakarya Bölge Müdürlüğü’nde taşeron işçiler yine bekliyor.
Toplu iş sözleşmesinden doğan farklar, hakem kurulundan geçmiş, ödenmesi gereken süre dolmuş ama hesaplara tek kuruş yatmamış.
Yine aynı bahane:
“Para yok.”
Bu ülkede “para yok” cümlesi nedense hep işçinin emeğine gelince söylenir.
Patronun arabasına, müdürün makam odasına, ihalelere, reklamlara para vardır; ama işçinin hakkına gelince kasalar bir anda boşalır.
Oysa bu insanlar her sabah o fabrikanın kapısından içeri girip üretimi ayakta tutanlardır.
Raylar döşeniyorsa, trenler yola çıkıyorsa, o alın teri sayesindedir.
Ama hakkını almak istediklerinde, bir ayı geçmişken hâlâ “bekleyin” deniliyor.
Bu nasıl bir düzendir?
Devletin gözetiminde, kamuya bağlı bir yerde bile taşeron işçi hakkını alamıyorsa, bu ülkede emeğin itibarı kalmış mıdır?
Hakem kurulunun kararı ortada. Yasaya göre ödemeler 30 gün içinde yapılmalı. Bu sürenin uzatılması, artık sadece idari bir gecikme değil; işçinin alın terine el koymaktır.
Bir yetkili çıkıp “İşverenin para yokluğundan kaynaklanıyor” diyor.
Peki işçinin yokluğu?
O bu süreçte faturasını, kirasını, çocuğunun okul masrafını nasıl ödeyecek?
Hiç kimse bunun hesabını sormayacak mı?
Bu ülkede taşeron işçiliği bir “geçici çözüm” diye getirdiler, ama koca bir kalıcı adaletsizlik sistemine dönüştü.
Taşeron işçi ne kadro sahibi, ne iş güvencesi, ne de haklarını savunacak bir ses bulabiliyor.
Her toplu sözleşmede, her zam döneminde en sona itiliyor.
Yük paylaşımında birinci, hak paylaşımında sonuncu.
Artık yeter.
Bu ülkenin üretimini sırtlayan işçiler, sürekli “sabır” telkinleriyle susturulamaz.
Alın teri kutsaldır; bekletilmez, bahane edilmez, ertelemez.
Bugün TÜRASAŞ’ta yaşanan sadece bir gecikme değil, bir adalet sınavıdır.
Ve bu sınavda sınıfta kalanlar işçiler değil, o ödemeleri geciktirenlerdir.
Yetkililere çağrım net:
O paralar bugün yatmalı.
Çünkü her geçen gün, sadece bir maaşın değil, bir güvenin, bir inancın da eksilmesidir.
Bu ülke işçisinin sırtında yükseliyor.
Ve unutmayın:
Bir ülke, alın terine haksızlık ettiği sürece büyüyemez.
Saygılarımla..
Metin Nişancık
Demek öyle Rektör Bey…
AYSENUR ELMACI
Karasu için ne yapıyor SUNUZ?
Murat Uygun
Neden kavgacı olduk…!!!
Ahmet Özdemir
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU 2024 ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLLERİ DAĞITIYORMUŞ!
Serdar Gül
KURALSIZ
NAGEHAN CANBUL
CİHAN-I DERYA
Sevinç Hudutçu
Engelli öğretmen adayları atama, aileleri ise onlardan verecekleri güzel haberi bekliyor...