10 Ocak Gazeteciler Günü… Takvim yaprağında şık duran, sosyal medya paylaşımlarında bolca kullanılan, çiçeklerle, pozlarla süslenen bir gün. Ancak iş icraata gelince, bazı belediye başkanları, oda başkanları ve siyasi parti temsilcileri için bu günün anlamı fazlasıyla seçici.
Ziyaret listeleri hazırlanıyor, kapılar çalınıyor, fotoğraflar servis ediliyor. Ama nedense o listelerde bazı basın kuruluşları yok. Yok sayılıyorlar. Görmezden geliniyorlar. Sanki hiç yokmuşlar gibi davranılıyor. Peki neden? Çünkü soru soruyorlar. Çünkü alkış tutmuyorlar. Çünkü her söyleneni manşet yapmıyorlar.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor: Basını “iyi–kötü” diye ayıran, “bizden–onlardan” diye sınıflandıran bir anlayış, demokrasiyi de basın özgürlüğünü de içselleştirememiştir. Gazeteciler Günü’nde sadece kendinize yakın gördüklerinizi hatırlıyor, eleştirel olanları yok sayıyorsanız; samimi değilsiniz. O ziyaretler de o paylaşımlar da sadece vitrindir.
Unutulan bir gerçek var: Basın kimsenin davet defteriyle var olmadı, kimsenin ziyaretiyle de güç kazanmadı. Ama basını yok sayanlar, günü geldiğinde kamuoyunda yok sayılmayı defalarca yaşadı. Çünkü haberin hafızası güçlüdür. Bugün görmezden geldikleriniz, yarın gerçeği yazdığında kapınızı çalacak bir çiçekle susturamazsınız.
Gazeteciler Günü, fotoğraf günü değildir. Basın, hatırlanınca değil; saygı duyulunca değerlidir. Ziyaretle hatırlanan değil, yıl boyunca muhatap alınan basın özgürdür. Aksi halde yapılan her ziyaret, verilen her mesaj samimiyetsizliğin belgesidir.
Son söz!
Basını yok sayanlar, gerçeğin manşet olduğu gün kendilerinin yok sayıldığını görür. Ve o gün, “neden yazdılar” deme hakları da kalmaz.
SAYGILARIMLA..
Metin Nişancık
Sahte E-İmzayla Hazine Vurgunu!
AYSENUR ELMACI
Karasu için ne yapıyor SUNUZ?
Murat Uygun
Neden kavgacı olduk…!!!
Ahmet Özdemir
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU 2024 ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLLERİ DAĞITIYORMUŞ!
Serdar Gül
KURALSIZ
NAGEHAN CANBUL
CİHAN-I DERYA
Sevinç Hudutçu
Engelli öğretmen adayları atama, aileleri ise onlardan verecekleri güzel haberi bekliyor...