Sakarya Üniversitesi’nde rektörlük ataması artık son viraja girdi. Ankara kulisleri hareketli, üniversite camiası ise Cumhurbaşkanı’nın vereceği kararı bekliyor. Doğal olarak birçok isim konuşuluyor, farklı senaryolar dile getiriliyor.
Elbette adı geçen her akademisyen kendi alanında kıymetli isimlerdir. Ancak bugün, herhangi bir kulis bilgisine değil; son dört yılda ortaya konulan tabloya bakarak bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Çünkü yöneticiler söylemleriyle değil, geride bıraktıkları eserlerle değerlendirilir.
Sakarya Üniversitesi’nin son yıllarda yakaladığı ivme ortadadır. Bir dönem yalnızca bölgesel başarılarıyla anılan üniversite, bugün Türkiye’nin saygın yükseköğretim kurumları arasında daha güçlü bir konuma ulaşmış durumda. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise mevcut Rektör Prof. Dr. Hamza Al döneminde oluşturulan yönetim anlayışıdır.
Rakamlar ve Sonuçlar Konuşuyor
Başarıyı anlatmanın en doğru yolu verilere bakmaktır.
Son dört yılda Sakarya Üniversitesi, ulusal ve uluslararası akademik sıralamalarda dikkat çekici yükselişler kaydetti. Akademik üretim arttı, bilimsel görünürlük güçlendi ve üniversite, Türkiye’nin en prestijli akademik platformlarından biri kabul edilen Araştırma Üniversitesi ligine girmeyi başardı.
Bu başarı sıradan bir gelişme değildir.
Çünkü Araştırma Üniversitesi statüsü, yalnızca tabela değişikliği değil; bilimsel üretimden proje kapasitesine, yayın performansından uluslararası iş birliklerine kadar birçok kriterin karşılanmasını gerektiren zorlu bir sürecin sonucudur.
Bunun yanında şehirle kurulan güçlü bağlar, öğrenci odaklı uygulamalar ve kampüs yaşamına yönelik yatırımlar da göz ardı edilemez. Yılın 365 günü, günün 24 saati açık kütüphane hizmeti, spor dostu kampüs anlayışı ve yerel yönetimlerle kurulan uyumlu iş birlikleri, üniversitenin yalnızca akademik değil sosyal anlamda da geliştiğini gösteriyor.
Başarıya Gölge Düşürmeye Çalışanlar
Başarının olduğu yerde eleştiri de olur.
Olmalıdır da…
Ancak eleştiri ile itibarsızlaştırma çabası birbirinden tamamen farklı kavramlardır.
Son günlerde sosyal medyada ve bazı çevrelerde, somut verilere dayanmayan iddialarla mevcut yönetime yönelik sistematik bir algı oluşturulmaya çalışıldığını görüyoruz. Eleştiri kisvesi altında yürütülen bu tartışmaların çoğu, ortaya konulan başarıları gölgelemeye yetmiyor.
Çünkü gerçekler ortada duruyor.
Bir üniversitenin başarısı dedikodularla değil; akademik performansıyla, bilimsel üretimiyle ve uluslararası itibarıyla ölçülür.
İstikrarın Değeri
Elbette hiçbir yönetim kusursuz değildir. Her dönemin eksikleri, eleştirilecek yönleri ve geliştirilmesi gereken alanları vardır.
Ancak kurumsal hafıza da en az değişim kadar değerlidir.
Devam eden projelerin sonuç vermesi, oluşturulan akademik iklimin korunması ve yakalanan başarının sürdürülebilir olması için bazen en doğru tercih istikrardır.
Bugün Sakarya Üniversitesi’nin elde ettiği başarı, yalnızca rektörün değil; akademisyenlerin, idari personelin ve öğrencilerin ortak emeğidir. Ancak bu emeği ortak bir hedef etrafında buluşturan liderliği de görmezden gelmek hakkaniyetli olmaz.
Benim kişisel değerlendirmem nettir.
Sakarya Üniversitesi’nin son dört yılda yakaladığı akademik yükselişin ve kurumsal dönüşümün devam edebilmesi adına Prof. Dr. Hamza Al’ın görevine devam etmesi, üniversitenin geleceği açısından önemli bir tercih olacaktır.
Çünkü bazen yeni bir sayfa açmak değil, doğru yazılmış hikâyeyi yarım bırakmamak gerekir.
Saygılarımla..
Metin Nişancık
Rektörlük Atamasında Asıl Soru: İstikrar mı, Değişim mi?
AYSENUR ELMACI
Karasu için ne yapıyor SUNUZ?
Murat Uygun
Neden kavgacı olduk…!!!
Ahmet Özdemir
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU 2024 ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLLERİ DAĞITIYORMUŞ!
Serdar Gül
KURALSIZ
NAGEHAN CANBUL
CİHAN-I DERYA
Sevinç Hudutçu
Engelli öğretmen adayları atama, aileleri ise onlardan verecekleri güzel haberi bekliyor...