Bu şehirde yaşayan herkesin ortak bir derdi var: Büyükşehir Belediyesine ait otobüsler.
Gün geliyor direksiyon başında trafik magandası kesilen şoför, gün geliyor yaşlıyı ayakta savuran ani fren… Ve gün geliyor bu otobüslerde nefes almak bile imkânsız hale geliyor.
Sayın Yusuf Alemdar, size açık ve net bir çağrım var.
Bir gün… Evet, sadece bir gün, makam aracınızı bir kenara bırakın ve halkınızla birlikte o otobüslere binin. Ne biletinizi sizin yerinize basan olur, ne de cam kenarında size yer açan… Ayakta kalın, tutunacak yer bulamadan bir sağa bir sola savrulun. O zaman göreceksiniz yaşlılarımızın, engellilerimizin, çocuklarımızın nasıl çile çektiğini.
Otobüs şoförlerinin bir kısmı görevini hakkıyla yapıyor, eyvallah… Ama diğer kısmı? Saygısız, kuralsız, kaba. Direksiyon başında sanki yolcu değil, yük taşıyorlar. Trafikte sabırsız, durakta sert… Hatta kimi zaman tehlikeli.
Bir şehir yönetmek istiyorsanız, önce halkın en çok temas ettiği yerden başlamalısınız. Çünkü ulaşım bu şehrin damarlarından biridir.
Bu damar tıkalıysa, şehir felç olur.
Ve siz halkın bu kadar şikâyet ettiği bir konuda hâlâ “durum iyi” raporu alıyorsanız, bilin ki ekibiniz size doğruyu söylemiyor.
Şehrin sorunlarını çözmek için önce o sorunları yerinde görmek gerekir.
O otobüse binmeden, halkın yerine geçmeden çözüm de göremezsiniz.
Bir gün… Sadece bir gün, otobüse binin Sayın Başkan. Emin olun, o yolculuk size yüz rapordan daha fazlasını anlatır.
Saygılarımla.