Ders olmuyor mu ?

Metin Nişancık

16-08-2023 22:34

İnsanlar hatalarından ders çıkarırlar, bir daha tekrarlamazlar.

Toplumlar yaşadıkları felaketlerden ders çıkarırlar, benzer felaketleri bir kez daha yaşanmamak için önlem alırlar.

Acaba bizler, toplum olarak “felaketlerden ders çıkarmasını” biliyor muyuz?

Bu soruya “evet” yanıtını vermek mümkün mü?

En basitinden, 17 Agustos 1999’da Gölcük depremini yaşayan Türkiye, eğer bu felaketten ders çıkarmış olsaydı, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli 7 ili kapsayan büyük depremde böylesine yıkım yaşar mıydı?

50 bin 783 vatandaşımız hayatını kaybeder miydi?

Demek Gölcük depremi, bu ülkeyi yönetenlere “ders” olmamış.

Peki, Kahramanmaraş, Gaziantep, Osmaniye, Hatay, Kilis, Adıyaman ve Malatya’da yaşanan son deprem felaketi, acaba bu ülkeyi yönetenlerin aklını başına getirecek mi?

Hiç sanmıyorum.

İşte görüyorsunuz, “kader” deyip, “takdiri ilahi” deyip acıları bastırdılar, unutturdular ve depremi toplumun gündeminden çıkardılar. 

Son depremden sonra tek bir kişi gerçeği konuşmuştu:

Prof. Dr. Ahmet Ercan…

Ne demişti Ercan?

“Deprem, takdiri ilahi değil, takdiri siyasidir.”

Gerçek buydu.

Ülkemizi kötü yönetenler, kendi kusurlarını örtmek için halkın yaşadığı deprem, maden kazası ve sel gibi felaketlerin suçunu hep “ilahi takdir”e attılar, atmaya devam ediyorlar.

Ne yapalım, takdiri ilahi!

Ne yapalım, kader!

Bu, bir “dinsel sığınma” yöntemidir.

Bu, yoksul ve cahil halkı dinle kandırma ve suçluluk psikolojisi içinde “sorumluluktan kaçma” yöntemidir.

Suç bizde değil, “ilahi takdir” böyle!

Konuyu biraz daha açalım

Depremlerde “ölüm” ve “binaların yıkılması” kaçınılmaz mı?

İki soru daha…

Neden zengin ve kalkınmış ülkelerde değil de, fakir ve geri kalmış ülkelerde her depremde çok sayıda can kaybı oluyor ve bina yıkılıyor?

Cahillik ve yoksulluk ile “depremlerde can kaybının çokluğu” arasında bir paralellik var mı?

Bakın, deprem bilimci Prof. Dr. Ahmet Ercan, 1 Kasım 2020’de yaptığı bir konuşmasında bu konuya şöyle açıklık getiriyor:

“Bir ülkede ekonomi ne kadar bozuksa deprem o kadar öldürücü olur. Bir ülkede yoksulluğu yenmedikçe depremlerin adı ölüm olur. İnsanlar istedikleri için kötü ev yapmıyorlar.”

Prof. Ercan’ın koyduğu teşhis ne kadar da net değil mi?

Bütün sorunların temelinde “cahillik” ve “yoksulluk” yatıyor.

İnsanlar planlı bir şekilde “cahil” bırakıldığından, neyin doğru neyin yanlış olduğunun ayırdında değiller.

Yine insanlar planlı bir şekilde “yoksul” bırakıldığından, kendilerine sunulan kötü şeylerle yetinmek zorunda kalıyorlar.

Başlarına gelen felaketin sebebinin “kent yağmacılığı”, “denetimsizlik” ve “plansızlık” olduğunu bilmiyorlar.

Peki, suçlu kim?

33 yaşındayım

13 senedir bu şehirde gazetecilik yapmaya çalışıyorum.

Her depremden sonra dikkat ederim, deprem uzmanı akademisyenler gazete, radyo ve televizyonlarda toplumun önüne çıkıp gerçekleri tane tane anlatırlar.

Herkesin anlayacağı dilde…

*Deprem, kaçınılmaz bir doğa olayıdır.

*Deprem insanları öldürmez, binalar öldürür.

* Türkiye, bütün bölgeleriyle deprem kuşağındadır.

*Şu şu kentler, deprem yönünden daha risklidir.

*Deprem riski yüksek kentlerde, binaların yapımında şu teknik şartlara dikkat edilmelidir.

*Eski inşaat stoku hızla yenilenmeli, yeni inşaatların teknik şartnamelere uygun yapılıp yapılmadığı titizlikle denetlenmelidir.

*İnşaatlarda kullanılacak malzemeler, teknik şartnamelere uygun olmalıdır.

*İnşaat yapılacak zeminin ıslahı şarttır.

*Halk, deprem konusunda eğitilmelidir.

Deprem uzmanları, her deprem felaketinden sonra bunları söylerler, ama dinleyen kim?

Devleti yöneten siyasilerin bir kulağından girer, diğer kulağından çıkar.

Çünkü Türkiye’de siyaset “halka hizmet etmek için” değil, “zenginleşmek” için yapılmaktadır, zenginleşmenin en kestirme yolu da kentlerde yaratılan “arsa rantı”dır.

Belediye meclislerindeki oylamalara bakın, parmakların çoğu “imar artışı” için kalkar.

Her imar artışı “para” demektir.

O halde suçlu, ülkeyi yöneten siyasetçilerdir.

Ülke, deprem gerçeğine göre planlanmıyor.

Binalar, deprem gerçeğine göre yapılmıyor.

Ders almamız için daha ne büyüklükte bir felaket yaşamamız gerekir?

1999 Gölcük depreminden ders almadık, başımıza 6 Şubat 2023’te daha büyük bir felaket geldi.

Son depremden de ders alınmadığı, gün gibi ortada.

Tamam da, ders almamız için daha ne büyüklükte bir felaket yaşamamız gerekiyor?

Demek, hiçbir felaket bize ders olmuyor.

Demek, “felaketlerden ders çıkarmaktan” çok uzağız.

Demek, cahillik ve yoksulluk ülkemizi iyice esir almış.

“Deprem ateşini” elbirliğiyle yakıyoruz, kişisel çıkar uğruna bunda bir sakınca görmüyoruz, sonra da gözyaşı dökerek bu ateşi söndürmeye çalışıyoruz.

Mümkün mü?

Değil…

Acımız biraz külleniyor, aradan şöyle üç beş ay geçiyor, sanki hiçbir şey olmamış gibi “deprem suçu” işlemeye devam ediyoruz.

Acı, gözyaşı, sönen hayatlar, dağılan aileler, çekilen sıkıntılar, bize vız geliyor.

1999’da…

*18 bin 373 canımızı kaybetmiştik.

*Tam 48 bin 901 kardeşimiz yaralanmıştı.

*285 bin 211 ev, 42 bin 902 işyeri yerle bir olmuştu.

Bugün bu felaketin 24’üncü yıldönümü.

O felaketin acısını bugün içimde bir kez daha hissediyorum.

Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, ülkeyi yönetenlerin felaketlerden ders çıkarmaması, kaynaklarımızın felaketlerde heba edilmesi, sizler gibi beni de kahrediyor.

Bilin istedim..

 

 

 

DİĞER YAZILARI Yağmur Yağdı, Sapanca Alkışladı 01-01-1970 03:00 Başımızın Tacına Yük Diyenlere Bir Çift Söz! 01-01-1970 03:00 Güç Elindeyken Neredeydin Ayhan Sefer Üstün? 01-01-1970 03:00 Sözde Değil, Bedelde Milliyetçilik! 01-01-1970 03:00 Halk Arıyor, Cevap Veren Tek İsim: Ali İnci 01-01-1970 03:00 Siyasetin Değil, Duruşun Lideri 01-01-1970 03:00 Randevu Yok, Cevap Yok… Şimdi de Değişim! 01-01-1970 03:00 Algılar Konuştu, Gerçekler MHRS’de Göründü 01-01-1970 03:00 Baş Köşede Bir Emanet.. 01-01-1970 03:00 Sakarya’da Sporun En Güzel Hali: Ailece, Gururla, Parkede 01-01-1970 03:00 Fırtına Öncesi Sessizlik mi, Siyasi Hesaplaşma mı? 01-01-1970 03:00 Metin NİŞANCIK-Bakım mı, Eğitim mi? Asıl Mesele Sistem! 01-01-1970 03:00 İstifa, İhraç, Davet ve “Kardeşsiniz” Mesajı 01-01-1970 03:00 Sahte E-İmzayla Hazine Vurgunu! 01-01-1970 03:00 Basını Yok Sayanlar, Gerçeğin Manşetinden Kaçamaz 01-01-1970 03:00 Bu Kulüpler Denetleniyor mu, Yoksa Görmezden mi Geliniyor? 01-01-1970 03:00 Metin NİŞANCIK- İnsan Ambulansa Binmek İster mi? 01-01-1970 03:00 Gazeteciyi Aramak Kolay, Yanlışla Yüzleşmek Zor.. 01-01-1970 03:00 Geceyi Gündüze Katan Bir Yönetim Anlayışı 01-01-1970 03:00 Bir Emanetin Ağırlığı, Bir Şehrin Vicdanı 01-01-1970 03:00 SAÜ’de Liyakat Dosyasını Açıyorum! 01-01-1970 03:00 Demek öyle Rektör Bey… 01-01-1970 03:00 Teşekkür Belgesinin Ötesinde: SEAH’ta Emek, Vicdan ve Kalite 01-01-1970 03:00 Umarız İftiradır, Çünkü Gerçekse Daha Büyük Bir Sorun Var! 01-01-1970 03:00 Makamlar Ağır Gelmeye Başladı! 01-01-1970 03:00 Karavan Değil, Vicdan Otoparkı 01-01-1970 03:00 Taşeronun Umudu Beklemede, Hakkı Kasada! 01-01-1970 03:00 BAŞKA HENDEK YOK! 01-01-1970 03:00 Liyakat Tatilde, Torpil Mesai’de! 01-01-1970 03:00 7 belediye başkanı AKP’ye geçiyor, peki bunların kaçı Sakarya’dan? 01-01-1970 03:00 Yeşil-Siyah Hikâyenin En Güçlü Sayfası: Tribün 01-01-1970 03:00 Sakarya Sağlık Müdürlüğü’nde Koltuk Savaşları! 01-01-1970 03:00 Sakaryaspor’da Neler Oluyor? 01-01-1970 03:00 Tek Arabalık Yola Üç Vasıta: Bu mu Ulaşım Çözümü? 01-01-1970 03:00 TÜRASAŞ Varken Neden Eurotem? 01-01-1970 03:00 Rotasyonun Çarpıtılan Yüzü 01-01-1970 03:00 Bir Gün O Otobüse Bin Sayın Başkan! 01-01-1970 03:00 CHP’de Makamın Hakkını Veren Var, Bir de Kapı Kapı Gezenler Var 01-01-1970 03:00 MESELE AĞAÇ MI, SİYASET Mİ? 01-01-1970 03:00 Kibar Holding Nerede, Karasu Ne Bekliyor? 01-01-1970 03:00 MEVKİLER GİTTİ, MAKAMLAR KALDI 01-01-1970 03:00 Her Şeyden Önce Gazeteciyim 01-01-1970 03:00 Vergi Dairesinde Konuşulanlar, Koltuk Sarsar mı? 01-01-1970 03:00 Görevler Geçici, Hizmet Kalıcı: Yiğit Turan’ın Ardından Bir Vefa Yazısı 01-01-1970 03:00 Adapazarı’nda Bayraklar Neden Yoktu? 01-01-1970 03:00 Metin Nişancık - Erenler’de Kriz Yok, Algı Var! 01-01-1970 03:00 Erenler’e Hizmet Mi, Engel Mi? 01-01-1970 03:00 1 Mayıs’ta Yarım Kalan Bir Cümle: Baba 01-01-1970 03:00 Ezeli Rakibe Tebrik, Sakaryaspor’a Vefasızlık 01-01-1970 03:00 Tever Konuştu, Curoğlu Gerçekleri Hatırlattı 01-01-1970 03:00 Başkan Dinç’ten Bir Kart, Bir Yuva, Bir Umut 01-01-1970 03:00 Uğur Kobaş Neden Gençlik ve Spor İl Müdürü Olmalı? 01-01-1970 03:00 Bir Anne, Bir Belediye Başkanı ve Kalplere Dokunan Bir Hikâye 01-01-1970 03:00 Milletvekili Nasıl Olmalı? 01-01-1970 03:00 Cennete Giden Yol AK Parti’den mi Geçiyor? 01-01-1970 03:00 Dikkat: Kaos Çıkabilir! 01-01-1970 03:00 Adapazarı, 55 yıl önce tramvay ile buluşacaktı 01-01-1970 03:00 Erenler'de Şenol Dinç Farkı: Yeni Bir Dönemin Başlangıcı 01-01-1970 03:00 Desteklenmesi Gereken Basın Emekçileri 01-01-1970 03:00 Yusuf Alemdar’a Açık Davet! 01-01-1970 03:00 KÖPEKLER! 01-01-1970 03:00 Sakarya Yerel Seçimlerini Geride Bıraktı! 01-01-1970 03:00 Serdivan'da Seçim Heyecanı: Osman Çelik ve Yusuf Haldızoğlu ile Gündemden Notlar 01-01-1970 03:00 Serdivan'da Dikkat Çeken İftar: Aydoğan Arslan ve CHP'nin Yokluğu! 01-01-1970 03:00 AK Parti'nin Siyasi Taktiği: Gölgeler Arasında Kaynarca 01-01-1970 03:00 44 Yıllık Bir Aile Bağının İftarı: Babamın Dostları ile Bir Akşam 01-01-1970 03:00 Serdivan'da Siyasi Arena: Aydoğan Arslan'ın Yolculuğu ve Vaatleri 01-01-1970 03:00 HENDEK'TE NEFER SAVAŞI! 01-01-1970 03:00 Seçim var yakında... 01-01-1970 03:00 Sakarya'nın Kanayan Yarası: Belediye Otobüsleri! 01-01-1970 03:00 İTHAL ADAY! 01-01-1970 03:00 AK Parti, 1 Ocak'ta Seçime Tam Hazır Olacak 01-01-1970 03:00 Sadece gülüyorum! 01-01-1970 03:00 DEMİŞTİM ADAY OLMA DİYE! 01-01-1970 03:00 AK PARTİ SAKARYA'DA SEÇİMİ ALIR! 01-01-1970 03:00 Gazeteci olmayan yazarlar! 01-01-1970 03:00 Yerel Seçimlerde SAPANCA 01-01-1970 03:00 MUHALEFET SAKARYA'DA ADAY BULAMIYOR! 01-01-1970 03:00 AK PARTİ SAKARYA'DA ADAY SORUNU YAŞAMIYOR... 01-01-1970 03:00 Peki sizin başkan ne veriyor? 01-01-1970 03:00 Yerel Siyaset TOZ DUMAN! 01-01-1970 03:00 İş Allah’a kaldı! 01-01-1970 03:00 Milletin derdi EKMEK 01-01-1970 03:00 Ekrem Başkan ve Yerel Seçimler 01-01-1970 03:00 Hayrola SEDAŞ! 01-01-1970 03:00 Bu rüşvetin hesabını kim soracak? 01-01-1970 03:00 Kazanır mı ? KESİN! 01-01-1970 03:00 YORGUN! 01-01-1970 03:00 Değişti galiba! 01-01-1970 03:00 O zaman abiler Yönetsin HASTANEYİ! 01-01-1970 03:00 NEDEN HEDEF SERDİVAN ? 01-01-1970 03:00 Klasik! Nerede O Bayramlar.. 01-01-1970 03:00 Kaldırımlar diyorum! 01-01-1970 03:00 HAKKINI FAZLASIYLA VERİYOR 01-01-1970 03:00 Yetmiyor! 01-01-1970 03:00 MERHABA.. BİZ GELDİK! 01-01-1970 03:00