Siyasette bazen bir ay, bir yıl gibidir derler. Sakarya’da ise son bir hafta, adeta bir siyasi romanın özeti oldu.
Yeniden Refah Partisi Adapazarı Meclis Üyesi Hasan Şengül, bir hafta önce büyük gürültüyle partisinden istifa etti. Açıklamalar yaptı, sert cümleler kurdu, eleştirmediği kimseyi bırakmadı. Şehir karıştı, kulisler kaynadı, “bu iş burada bitmez” denildi.
Ama asıl mesele bundan sonra başladı.
İstifanın ardından bu kez başka bir tablo çıktı karşımıza. Aynı isim, WhatsApp’tan Genel Merkez Meclis Üyeleri grubuna davet ediliyor. İl başkanına bakıyorsunuz, “ihraç ettik” diyor. Genel merkeze bakıyorsunuz, “bizim haberimiz yok” havası. Belediye başkanı için il başkanı “böyle söyledi” deniliyor. Genel merkez devreye giriyor:
“Yapmayın, siz kardeşsiniz.”
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu nasıl bir kurumsal duruş?
İhraç edilen biri genel merkezin grubunda ne arıyor?
İl başkanı mı haklı, genel merkez mi?
Yoksa ortada ne ihraç var, ne net bir karar mı?
Siyaset elbette tartışma alanıdır. İstifa da olur, ihraç da. Ama aynı olayda üç ayrı ağızdan üç farklı gerçek anlatılıyorsa, burada sorun kişiden çok sistemdedir.
Bir hafta önce “her şeyi söyleyen”, köprüleri attığı izlenimi veren bir isim…
Bir hafta sonra “gel, gruba katıl” denilen bir tablo…
Bu şehir bu kadar ucuz siyasi çelişkileri hak etmiyor.
Ya istifa samimidir, arkasında durulur.
Ya ihraç ciddidir, gereği yapılır.
Ya da kimse kimseyi kandırmasın, “kardeşsiniz” diyerek mesele örtülmesin.
Siyaset, WhatsApp davetiyle değil, netlikle yapılır.
Aksi halde geriye sadece şu kalır:
Kafa karışıklığı, güven kaybı ve “bu işte bir tuhaflık var” hissi.
Ve ne yazık ki bugün Sakarya’da konuşulan tam olarak da bu.