Siyasetin doğasında eleştiri vardır. Ama Erenler’de olup biteni uzaktan izleyen biri sanır ki Şenol Dinç belediye başkanı değil, günah keçisi ilan edilmiş.
Mazbatasını aldığı günün sabahında “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” cümlesini kurmadı belki ama olanlar eskisinden çok farklı. Çünkü yıllardır bir siyasi gelenekle yönetilen Erenler, halkın iradesiyle yepyeni bir yola girdi. Bu değişimi hazmedemeyenlerse kolları sıvadı: eleştiriler, manşetler, köşe yazıları…
Belediye meclisinde yaşanan gerilimleri, yerel medya üzerinden yürütülen polemikleri bir kenara bırakalım.
Şenol Dinç görevine odaklanmış, halka hizmet etmek için mücadele ediyor. Bu bile başlı başına takdir edilmesi gereken bir çaba. Ama ne yazık ki, bazıları onun çabasını görmeyi değil, onun üstünden gündem yapmayı tercih ediyor.
Bakın, yapılan haberlerin diline…
Kimi zaman bir hiciv, kimi zaman açıkça bir linç.
“Erenler'de Halka Zulüm” diyen bir kalemin derdi hizmet değil, sadece ses getirmek. Mizahın ötesine geçmiş bu dil, artık eleştiri değil karalama çabasıdır.
Peki Şenol Dinç ne yapıyor?
Savunmaya geçmeden işine bakıyor.
Bir yandan sosyal yardım projelerini sürdürüyor, bir yandan belediyeye nefes aldıracak ekonomik planlamalar yapıyor. Elbette eksikleri olacak. Henüz 1.yılında olan bir belediye başkanından mucize beklemek, haksızlıktır.
Erenler halkı, sandıkta iradesini ortaya koydu. Bu iradeye saygı duymak da yerel medyanın ve kamuoyunun görevidir. Muhalefet, denetim, basın baskısı elbette olacak. Ama nezaketle, adaletle…
Şenol Dinç ne kahraman, ne de düşman. O, halkın oyuyla gelen bir yönetici. Ve bence Erenler’de taşlar yerli yerine oturduğunda, bugün yazılan haksız manşetlerin sadece birer arşiv lekesi olarak kalacağı günler gelecek.